| Mutsuz Son |
|
|
|
Psikolog Elif Orhon Olumlu veya olumsuz gelişmeler hayatın her yönünde sürüp gitmekte, önemli olan her iki durumda da ayakları yere basarak davranabilmektir. İnfertilite tedavilerinde hekim olarak her gün bazı çiftlerimizle sevinirken bazılarıyla da üzülüyoruz. Biz bu gerçeği sizinle her gün yaşarken, siz başınıza gelen kötü şeyleri hayatta tek başınızaymış gibi yaşamayın istiyoruz. Bütün kitap boyunca infertilitenin aslında ne kadar çok sebebi bulunduğundan ve ne kadar çok çiftin bununla baş etmeye uğraştığından bahsettim. Yeryüzünde bir tek sizin baş etmeniz gereken yeni bir sorunla karşı karşıya olmadığınızı bilmek de bir parça rahatlatacaktır sizi. İnfertilite, ilk yüzleşmede insanı ürküten, daha sonralarıysa çiftlerin hayatlarının en önemli sorunu haline gelebilen bir durumdur. Oysa doğru pencereden bakılabildiğinde çiftleri birbirine daha yaklaştıran, ilişkileri kuvvetlendiren bir tarafı olduğu da yadsınmaz bir gerçek. Siz gebe kalmak için çaba harcarken her adetiniz bir sonraki aya sarkan hayalleriniz demek. Bunun ne kadar yorucu ve üzücü olabileceğini, gebe kalmanın saplantılı bir hal alabileceğini biliyorum. Böyle zamanlarda suçlu aranır ve işe kendinizi, vücudunuzu suçlamakla başlarsınız. Geçmişi defalarca sorgular, nerede hata yaptığınızı bulmaya çalışırsınız. Bir süre sonra eşinizle olan ilişkinizde sorunlar oluşmaya başlar. Cinsel hayatınız artık eğlence olmaktan çıkar ve görev haline gelir. Arkadaşlarınızın, akrabalarınızın gebelik haberlerini duydukça onlar adına mutlu olmaya çalışsanız da içten içe kıskanmaya engel olmazsınız ve bir an önce oradan uzaklaşmak istersiniz. Ama unutmayın ki yalnız ve çaresiz değilsiniz. Bunu bu kitap boyunca kaç kere söyledim ve söylemeye devam edeceğim bilmiyorum ama, anlamanızı ısrarla istiyorum ki dünya üzerinde sizin gibi yüzlerce çift var. Kimisi yardım almayı düşünmüyor, kimisi ekonomik ya da sosyal nedenlerle yardım alabileceği merkezlere ulaşamıyor, kimisi ilk seferde kucağında bebeğiyle eve dönebileceği başarıyı yakalıyor, kimisi defalarca olumsuzluğu yaşıyor, yani sizin yaşadıklarınızı biliyorum; yalnız ve çaresiz değilsiniz. Genellikle infertiliteden ilk etkilenen eşinizle ilişkinizdir. İnfertilite eşinizle yaşadığınız ilk kriz ve evliliğiniz ilk en büyük sınavı olabilir. İnfetilite sorununu atlattıktan sonra çoğu çift bu durumun onları birbirlerine daha fazla yaklaştırdığını ve aralarında daha sıkı bir bağ oluşmasını sağladığını belirtseler de infertilite sorunu yaşandığı sırada genellikle çiftler birbirlerinden uzaklaşıyor ve kopmanın eşiğine geldiklerini ifade edebiliyorlar. Çoğunlukla bebek sahibi olma isteği ortak bir kararın ifadesi olsa da bunun hayattaki önem sırası eşler arasında farklılık gösterebilmektedir. Her zaman olmasa da genellikle kadınlar erkeklerden bir yıl önde olurlar. Erkekler ve kadınlar infertiliteye farklı tepkiler verirler. Ne diyorum ben? Erkekler ve kadınlar zaten her konuda tepkilerini farklı ortaya koyarlar. İnsan olmanın temelinde vardır bu, kadın ya da erkek olmakla bile ilgili değil. Bizim konumuz infertilite, o zaman bu konuyla ilgili her iki pencereden de bakalım. Kadınların tepkileri daha duygusal ve sıkıntılıdır. Eşleri için sıklıkla 'neden o da benle aynı tepkileri vermiyor' diye düşünürler. Onlar erkeklerin daha üzgün olmalarını ve erkekler de kadınların daha mantıklı olmalarını beklerler. Ve bu yüzden tartışırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar ve 'daha gebe kalma aşamasında bile bu kadar birbirlerimizden uzaklaşıyorsak ilişkimiz çocuk sahibi olduktan sonra nasıl olacak?' sorusu kafaları kurcalar. Cinsel hayatınız aşk ve sevgi yerine doktorlar, takvimler ve yumurtlama takipleriyle kontrol edilmeye başlamıştır. Ne korkunç; doktorunuz birbirinize ne zaman dokunabileceğinizi, üstelik saati saatiyle söylüyor. Dünyada böyle bir zamanlamayı size doktorunuz ve hayallerinizden başka kim yaptırabilir ki? Ebeveyn olmayı başarmış anne babalar yaşlanmaya başlamışlar; artık büyük anne, büyük baba olmak istemektedirler. Bunu da bıkmadan usanmadan uygun dillerle anlatırlar. Eğer ortada bir sıkıntı olduğunu biliyorlarsa da biz hekimlere taş çıkartacak kadar bilgiçlikle size türlü önerilerde bulunurlar; otlardan, hocalardan, tatillerden, yurtdışındaki merkezlere kadar uzanan geniş yelpazede size seçenek sunarlar. Bilmezler ki bu sizi daha da germektedir ve böyle davranmamaları gerekmektedir. Hadi bu paragrafın altını çizip, size bunları yapan bütün yakınlarınıza okutun. İş ilişkileriniz de bu durumdan etkilenir. Sık sık izin almak, işe geç gitmek ve iş arkadaşlarınıza, patronunuza bütün bunların sebebini açıklamaya çalışmak, sizin tercihiniz olmasa bile insanların meraklı bakışları ve neler olduğunu detek tif gibi çalışarak öğrenmeye çabalamaları iş hayatınızı da olumsuz etkileyebilir. Maddi konularda da sıkıntı yaşama ihtimaliniz, bu durumu daha da stresli bir hale getirecektir. Şimdi durun. Bir adım geri atın. Ortada bir sorun var ama bu sorunun çok bölümü var ve siz her şeyi bir anda çözemezsiniz. O zaman bunları önem sırasına koyun. Stresten tamamen kurtulmanız mümkün değil, sadece hafifletecek, bu döneminizi daha rahat geçirebilecek yolları bulalım. Bu imkânsız değil. Bunu yapabilirsiniz. Karar verin. Uygulamaya geçin. Ve uygulamaya devam edin. |



MUTLU SON GERÇEKLEŞMEDİĞİNDE