İnfertilitenin Yaşamdaki Yeri Yazdır E-posta

INFERTILITENIN YAŞAM İÇİNDEKİ YERİ

İş Hayatı, Evdeki Çocuk, Eyvah Düşük Yapıyorum!

Psikolog Elif Orhon

Hayatında hangi şekliyle olursa olsun infertiliteyle tanışmış herkes okuyabilsin istiyorum bu kitabı. Ebeveyn olmayı isteyen kadın ve erkeğin dışında, onlarla beraber bu sürece ortak olmuş yakm çevre, bu işle uğraşan hekimler, medyada her gün hayal tacirliği yapan insanlar... Bazılarınız kariyerinizin peşinde koşarken ertelediğiniz planlar yüzünden okuyorsunuz şimdi bu satırları, belki de bir komşunuz, arkadaşınız size durumunu anlattı ve onu anlamak istiyorsunuz ya da eşiniz eve bu kadar gergin döndüğünde onun neyle mücadele ettiğini o söylemeden anlamak istiyorsunuz, kızınız için üzülüyorsunuz ve ona çıkış arıyorsunuz; mutlaka sizin için yazılmış satırlar bulacaksınız.

Çalışan kadından başlayalım söze. Hangi alanda çalıştığınız, nasıl bir kariyer seçtiğinizden bağımsız olarak, infertilite işinizle ilgili planlarınızı olumsuz etkiler. Bir kurumda yöneticiyseniz, infertilite kariyerinizde ilerlemenizi sekteye uğratabilir. Maaşlı bir çalışansanız işvereniniz doktor randevularınıza gitmek için sık sık aldığınız izinlerden dolayı size çıkışlarda bulunabilir. İnfertilite duygusal dalgalanmalara yol açabildiğinden dolayı işinize odaklanmada güçlük yaşarsınız, infertilite tedavinizle meşgul olurken, iş performansınız düşebilir ve bu durum moralinizi bozabilir. Kişisel öncelikleriniz değiştiğinden, işiniz sizi eskisi gibi bir tatmin duygusu sağlamayabilir; kariyerinize karşı ilginizde azalma olabilir. Uzun saatler boyunca çalışıyorsanız ya da iş seyahatleriniz bir hayli oluyorsa işinizin infertilite tedavinize bir engel oluşturduğunu düşünmeye başlamış olabilirsiniz.

işiniz ve infertilite tedavinizi bir arada yürütmenizin şüphesiz güç yanları vardır, ama birtakım düzenlemelerle bir parça da olsa bunlarla başa çıkabilirsiniz. Her çözüm herkes için doğru değildir. Bir kadın için daha az çalışmak çözüm olabilecekken, bir başkası için daha fazla çalışmak daha yararlı olabilmektedir. Zihninizin sürekli tedaviyle ilgili soru işaretlerine kayması, sabrınızın azalmaya başlaması, işinize, iş arkadaşlarınıza ve müşterilerinize olan ilginizin azalması bu dönemde yaşayabileceğiniz bazı muhtemel durumlardır.

Günlük ya da iki günde bir olan doktor kontrolleriniz işinize gecikmenize neden olup sabahki programlarınızın düzenini bozabilir. Yine, stres düzeyinizin artmasına yol açan zor durumlar da kendini gösterebilir. Doktorunuzla görüşmeniz gerekirken siz aradığınızda onun meşgul olması, o sizi tekrar aradığmdaysa sizin uygun olmamanız ya da yanınızda tedavinizle ilgili bilgi sahibi olmayan bir iş arkadaşınızın varlığı gibi.

Bazı basit çözümleri denemeniz mümkündür. Örneğin, kendi programınızı kendiniz düzenliyorsanız, zor olacağını

düşündüğünüz zamanlara önemli toplantılar ya da herhangi başka bir şey koymayın. Duygusal patlama yaşamanız halinde başvurabileceğiniz yolları daha önceden planlayın. Bu dönemi çalışma ortamından uzak geçirmenin size iyi geleceğini düşünüyorsanız bu yaz deniz kenarında tatil programından fedakârlık edip yıllık izninizi tedaviniz sırasında kullanabilirsiniz.

İş ortamınızda size sıkıntı yaratabilecek bir başka durumsa gebe olan iş arkadaşlarınızın bulunup bulunmadığıdır. İş ortamınız dışında, eğer gebe arkadaşlarınız ya da yakınlarınız varsa onlarla görüşmeyi engelleyebilirsiniz ama söz konusu kişi iş arkadaşmızsa uzak durmanız mümkün olamaz.

İş stresinin infertilite problemine katkıda bulunması bir hayli uzak ihtimaldir, ama işiniz sizi depresif yapıyorsa ayrı bir değerlendirme yapmak gereklidir. Bazen patronunuza infertilite tedavinizden bahsetmeniz stresinizi azaltabilir, bazen de bu pek doğru bir seçim olmayabilir. Bir taraftan, sırlarla dolu olmamak size yardımcı olabilir, işinize her geciktiğinizde bahaneler üretmek durumunda kalmazsınız; tedavinizi gizlerseniz iş arkadaşlarınızın şüpheli bakışları gün geçtikçe artabilir. Öbür taraftan, tedavinizden bahsettiğinizde birçok sorularla karşılaşacağınız da aşikârdır: "Hamile kalabildin mi? Hayır mı? Neden? Neden bu kadar uzun sürüyor?" Bu açıklamanızdan sonra patronunuz size fazladan işler ver mekten kaçınabilir, işinizi sınırlayabilir. 'En iyi çözüm' diye bir seçenekten söz etmek mümkün değildir. Bu, patronunuzla olan ilişkinizin niteliğine, ne tür bir kurumda çalıştığınıza, açıkça tedavinizi anlatmanız durumunda güçlük yaşayıp yaşamayacağınıza göre değişim gösteren çok kişisel bir karardır. Eğer bu konuda karar verme güçlüğü yaşıyorsanız, tedavinizi bilen ve güvendiğiniz bir iş arkadaşınıza da danışabilirsiniz.

Yine de iş arkadaşlarınız tedavinizle mücadeleniz hakkında bilgi sahibi olsa da sizin neler yaşadığınızı anlamayabilir,

büyük bir özveriyle yanınızda olmayabilirler. En yakın arkadaşlarınız, akrabalarınız bile size nasıl yardımcı olacaklarını bilmeyebilirken, bunu iş arkadaşlarınızın bilebilmesi pek mümkün değildir. Bu nedenle, iş arkadaşlarınızdan beklediklerinizi açık bir dille ifade etmeniz yararlı olacaktır. Örneğin, tedavinizle ilgili soruları sormamalarını istiyorsanız bunu onlara söyleyin. Size ilgi göstermeleri hoşunuza gidiyorsa bundan duyduğunuz memnuniyeti dile getirin. Arkadaşlarınızın olduğu gibi iş arkadaşlarınızın da zaman zaman yanlış ifadeleri, düşüncesizce sarf ettikleri bazı cümleleri olabilir. Böyle durumlarda bu tavırları görmezden gelmek ve başa çıkma becerilerinizi kullanmaktan başka pek bir yolun olduğu söylenemez.

İnfertilite tedavisinde kullanılan ilaçlar ya da tedaviyle ilgili yaşadığınız irili ufaklı deneyimler sizin işinizde her zaman soğukkanlı ve profesyonel olma özelliklerinizi ortadan kaldırabilir. Duygusal dalgalanmalar ve aşırı tepkisellik yaşamanız yüksek bir ihtimaldir. İşyerinde bu tür tepkiler sonrası, evde ya da yakın dostlarınızın arasında olduğu gibi çok kabulleniri bir tavırla karşılanmayabilirsiniz. Eşiniz, sizin ani duygusal çıkışlarınızı dengeleyebilir ama işyerinizde bu çıkışlarınız işinize bile mal olabilir.

İşyerinizde yapacağınız ufak rahatlama egzersizleri çok iyi sonuç verebilmektedir. Bu yöntem, psikolojik olarak stres yaratan duruma biraz geri plandan bakabilmenizi ve duruma en iyi nasıl tepki verilebileceği konusunda düşünebilmenizi sağlar.

İş ortamınızda patronunuz ya da iş arkadaşlarınızla yaşadığınız sıkıntılı durumlarda rahatlama egzersizi olarak şunu uygulayabilirsiniz; derin nefes alırken birden dörde kadar sayın, dörtten bire doğru sayarken nefes verin. Nefes verirken, şu düşünceleri zihninizden geçirin: 'Bu durumla başa çıkacağım', 'Sinirlenmeyeceğim', 'Her şey yoluna girecek'. Bunu birkaç kere tekrarlayabilirsiniz. Bitirdiğinizde iş arkadaşınız

la daha sakin bir tonda konuşabilir ve daha sonra pişman olmayacağınız bir tutum sergilemiş olursunuz.

İş dışında olduğu kadar işyerinde de duygularınızı dile getirebildiğiniz fırsatlar yaratabilirsiniz. Örneğin, günlük tutma yoluyla kendinizle konuşabilirsiniz. İşle ilgili canınızı sıkan bir durum olduğunda birkaç dakikanızı ayırıp günlüğünüzü açıp zihninizden geçen her kötü, olumsuz duyguyu dışarı vurun. Söylemek istediğiniz ama söyleyemediğiniz her şeyi yazınızda söyleyin, öfkenizi serbest bırakın ve sonra günlüğü kapatın.

Özellikle düşük deneyiminiz ya da başarısız sonuçlanmış tedavi denemeniz olmuşsa, genelde geriye dönüp 'Şunu yapmalıydım, bunu yapmamalıydım' türünde cümleler kurma eğiliminiz olabilir. Yaptığınız herhangi bir şeyin gebe kalmanıza engel olacağından şüphe duyuyorsanız onu yapmamanız daha iyi olacaktır. Önemli kararlar verirken sezgilerinize de dayanabilirsiniz. Bu şekilde, eğer çalışıyor olmakla ilgili olumsuz hisleriniz varsa, bu durumu değişik açılardan düşünün ve strese yol açma ihtimaline, mantıklı olup olmadığına da dikkat ederek inceleyin.

İşin geçici ya da kalıcı olarak bırakılması birçok infertil çalışan kadının düşündüğü seçenekler olmaktadır. Tedavi çoğu zaman tamzamanlı bir iş haline gelebilmektedir. İşi bırakmanın hem avantajları hem de dezavantajları vardır. Tedavi için ihtiyacınız olan bütün dikkati ve enerjiyi, sizi rahatsız eden bir işiniz olmaksızın harcayabilmeniz bir avantajdır. Doktor randevularına koşturur gibi gitmenize ve işe geri döndüğünüzde geç kaldığınız için özürler dilemeye gerek kalmaz. İşlinizi bıraktığınızda infertilite üzerine olağanüstü derecede yoğunlaşacak olmanız dezavantajlardan başlıcasıdır. Gebe kalmaktan başka bir şey düşünemeyen profesyonel bir infertilite hastası haline gelebilirsiniz. İşi bırakmanız maddi sorunlara da yol açabilir. Eğer mesleğiniz sizin kişisel kimliğiniz açısından bir önem taşımaktaysa yine zorlanabilirsiniz.

İşinizden bir süreliğine izin alabiliyorsanız, örneğin bir ay, bu belki de iyi bir yol olabilir. Yine de aldığınız izin süresi, sizin kendinizi eve kapadığınız bir döneme dönüşmemeli. Tedavi dışında da sizi meşgul edecek başka aktiviteler bulmalısınız. Yeni bir hobi edinmek, özellikle yaratıcı faaliyetlerle ilgilenmek, ahşap boyamak, resim yapmak, evle ilgili değişiklikler yapmak gibi etkinlikler tedavinin psikolojik yükünü azaltmanızda çok etkili olacaktır.

Bazı öneriler sadece çalışan kadınlar için değil, infertilite tedavisi içindeki bütün kadınlar için geçerlidir aslında. İşveren dediğimiz kişi ya da çalışılan kurumlar evde sorumlu olduğunuz kişiler olarak da düşünülebilir. Kendinizi iyi hissetmeniz ve ayakta kalabilmeniz için kişisel çözümlerinizi bulmaya çalışmalısınız.

İş hayatından biraz uzaklaşıp infertiliteye başka bir tarafından bakalım: İkincil (sekonder) infertilite; yani çocuğu olan bir çiftin başka bir çocuk istediğinde yaşadığı gebe kalabilme sorunu. Birçok kişi tarafından bu durum anlaşılmayabilir. Hiç çocuğu olmayan kadınlar tarafından sıklıkla, bir çocukları varken bununla yetinmedikleri için neredeyse yargılanırlar. İkincil inferilitenin zor yanları oldukça fazladır. İkinci bir çocuğu çok fazla istemenize rağmen bu konuda tedavinin başarılı olamaması sizi gerilime sokar. 'Bir kere gerçekleşebilen bir durum neden şimdi olamamaktadır?' Çoğu zaman bunu aileniz ve çevrenizdekiler de anlayamaz ve biraz sabırlı olursanız kendiliğinizden gebe kalabileceğinizi düşünürler. Çocuk sahibi olsalar da ikinci çocuk için tedavi gören kişilerdeki gerginlik ve depresyon, birincil (primer) infertil hastalarla karşılaştırıldıklarında eşit oranda görülmektedir. Zaman ilerliyor ve yol alamıyorsanız bu gerginliğinizin artması dışında başka problemleri de beraberinde getirecektir. Mesela, tedavi süresince çocuğunuzu nereye ve kime bırakacağınız ayrı bir konudur. Geriliminizi azaltmanın yollarını bulmanızda size yardımcı olabilecek birkaç öneri vereceğim

ama aslında siz de bunların birçoğunu zaten biliyorsunuz. Amacım farkındalığmızı arttırmak, yalnızca bu sorunlarla sizin uğraşmadığınızı hatırlatmak ve belki de sorunları basit düşündüğünüzde çözümlerin de basit olabileceğini düşünmenizi sağlamak.

Sizin gibi ikincil infertilite yaşayan hastalarla iletişim kurabilirsiniz, çünkü hiç çocuğu olmayan ve tedavileriniz sırasında tanıştığınız çiftler sizi yeterince anlayamayabilirler. Depresif belirtilere dikkat edin; halihazırda bir çocuk sahibi olmanız bir başkasına daha sahip olma hakkinizin olmadığını göstermez, bu isteğiniz için kendinizi suçlamayın ve yargılamayın.

Dinlenmeye vakit ayırın, çocuğunuz varken kendinize vakit ayırmanız çok mümkün olmayabilir belki ama bunu kesinlikle ihtiyacınız olduğunu unutmamalısınız. Tek çocuklu bir anne olmak konusunda kendinizi yönlendirin, tek çocuklara ilişkin yargıların birçoğu hatalıdır; bunun yanında çok kazançlı oldukları yönler de bulunmaktadır. İlk çocuğunuza ne söyleyeceğiniz konusunu düşünün, çocuğunuzun yaşını, kişiliğini, merak seviyesini göz önüne alarak ona tedavinizle ilgili neleri söyleyip neleri söylemeyeceğinizi eşinizle birlikte belirleyin.

İnfertilitenin en zor yanlarından biri en keyifli, kişisel ve özel biçimde gerçekleşmesi gereken çocuk sahibi olma sürecini bir 'iş eylemi'ne dönüştürmesidir. Şimdiye kadar eşinizle aranızdaki mahremiyet alanına doktorlar, hemşireler ve hastane işlemleri müdahale etmekte ve bu süreç uzadıkça kendinize ait özel yaşantınız kalmamakta; bu duygudan bir an önce kurtulun ve bir işlemin parçası gibi görevlendirilmiş bir cinsel hayatı reddedin. Bu tedaviyi reddetmek değildir, sadece yeni düzene adapte edeceğiniz yeni bir cinsel hayattır ve bunu eğlenceye çevirebilmek sizin başarmızdır.

Düşükler infertil çiftlerin yaşayabileceği en zor durumlardan bir diğeridir. Gebe kalmak için oldukça çabalanır, en so

nunda başarılır, müjdeli haber herkesle paylaşılır, artık infertilite tedavileriyle geçen zaman sona ermiştir, ancak bir gün bir kanamayla birlikte doktora gidersiniz ve düşük yaptığınızı öğrenirsiniz.

Düşük deneyimi size sevdiklerinizi her an kaybedebileceğinizi hatırlatır ve bu konuda maalesef bir kontrolünüz yoktur. Birçok infertil çift gebelik testini yaptıracakları güne odaklanırlar, ama bu test sonucu pozitif olduğunda da yeni kaygılar kendini gösterir. Bebeği kaybetme korkusu başlar. İnfertilite tedavisi sonunda büyük zorluklarla edinilen bebeğin kayıp duygusu da daha yoğun olacaktır.

Düşükler birçok insanın düşündüğünden daha yaygındır. Şunu da belirtmek gerekir ki, infertilite tedavisi görüp de gebe kalan hastalarda düşük oranı, normal yollarla gebe kalan kişilerle aynıdır. Tedavinin getirdiği herhangi bir ek risk faktörü yoktur.

Düşük ihtimaline kendinizi hazırlamanız iyi olur. Düşük yapmanız her ne kadar gebeliğin devamına göre az bir ihtimalse de yine de bazı noktalara dikkat etmeniz sizi daha yıkıcı bir hayal kırıklığından korur. Örneğin, test sonucunuzun pozitif olduğunu öğrenir öğrenmez dışarı çıkıp bebek kıyafetleri ya da annelikle ilgili, bebek bakımı kitapları almayın. Biraz zaman geçmesine izin verin, bu süreçte doktorunuzla yaptığınız görüşmelerde durumunuzu net bir şekilde anlayın, değerlendirin.

Çok akıl hocalığı yapıyorum ama düşük yapmanın olumsuz etkilerini yumuşatmak için bazı yollar önerebilirim: • Yasınızı tutmak için kendinize zaman tanıyın: Düşük yaptıktan hemen sonra yeni bir tedaviye başlamayın. Kendinize ve eşinize toparlanmak için beli bir süre gereklidir. Çok erken bir zamanda düşük yapmış olsanız bile yine de bu çok yıkıcı bir duygudur. Bu kayıp duygusunun etkisini reddedip hemen yeni bir tedavi programı

na başlamak size uzun vadede hiç iyi hissettirmeyecektir. Bu duygular kendini aylar hatta yıllar sonra gösterebilir.

•   Destek arayın: Aileniz ve arkadaşlarınızın desteği bu dönemde çok değerlidir. Özellikle sizin gibi düşük deneyimi olan kişiler bu dönemde size çok yardımcı olabilirler, çünkü sizin hangi duyguları yaşadığınızı çok iyi bilirler.

•   Düşük sebeplerini araştırın: Gebelik sürenize bakarak doktorunuzun neden düşük yaptığınız konusunda belli fikirleri olabilir. Bebeğin genetik bir bozukluğu olduğunu bilmek ya da kalbinin gelişemediğini bilmek belki düşükle birlikte hissettiklerinizi kolaylaştırmayacaktır ama en azından kendi bedeninizi sorumlu tutmamaya yardımı olacaktır.

•   Bu yaşadığınız kayıp duygusunu hafife almayın: Bazı kişiler size duygularınızın üstesinden çabucak gelmeniz gerektiğini söyleyebilirler, belki de öyle olacaktır, fakat kendinize böyle olmanız gerektiği konusunda yüklenmeyin, bazen daha uzun bir süreç gerekebilir.

•   Düşüncesiz yorumlara hazırlıklı olun: Düşüğünüzle ilgili sizin için hassas olan durumu hiçe sayan birçok yorum duyabilirsiniz. 'Nasıl olsa yine olur, boş ver7, 'Olsun en azından hamile kalabiliyorsun' gibi. Hata buna benzer yorumu bir olumluluk durumu olarak biz hekimler de çok sık kullanırız. Çünkü gebe kalma becerisini gösterebilmişseniz artık elde edilecek yeni gebeliğin devamlılığını sağlamak için araştırma yapmak gerekecektir. Böyle yorumlar geldiğinde bu yorumların sizi nasıl incittiğini, düşük yapmanın kişiye neler yaşatabildiğini anlatabilirsiniz.

•   Eşinizin davranışlarının sizinkinden farklı olabileceğini göz önünde bulundurun: İnfertilite tedavisinde olduğu gibi düşük söz konusu olduğunda kadınlarla erkeklerin ta

vırları farklı olabilmektedir. Gebelik kadının vücudunda geliştiği için bir kadın bebeğe daha güçlü bir duygusal bağla bağlanır. Gebelikle birlikte vücudunda birtakım değişiklikler başlar. Bir zamanlar içinde büyüyen bebek şimdi yoktur. Bir erkek içinse durum aynı değildir. Babalık duygusunu belki de ilk kez bebek annenin karnını tekmelediğinde hissedecektir. Eğer o zamandan önce düşük gerçekleştiyse eşiniz büyük bir ihtimalle bebekle sizinki gibi bir bağ kuramadığı için gebelik de düşük de ona biraz soyut kalacaktır. Duygularınızı paylaşırken bu değişik bakış açısıyla bakmaya çalışın ve aynı hisleri aynı yoğunlukta hissetmeyi beklemeyin. Burada sevdiğim bir sözü babaların affına sığınarak paylaşmak isterim, 'annelik anadan doğma, babalık sonradan olma', yani siz ve bebeğiniz eşinize baba olmayı öğreteceksiniz.

Üst üste yapılan denemeler artık sizi çok yormuştur ve yeni bir tedaviyi daha denememe kararı almak bazen çok zor olabilir. İnfertilite tedavisine ilk başladığınızda çok fazla umut taşırsınız. Doktorunuza, gittiğiniz merkeze güveniyorsanız içiniz coşkuyla doludur. Gebe kalmak için çabalamaya başlarsınız. Tedavinin zorlukları vardır ama çok güzel bir amaç için katlanılır diye düşünürsünüz. Ancak, bir süre sonra denemeler sayı olarak arttıkça sizin de bakış açınız değişmeye başlar, her şey daha zor gelir artık, ilaçlar, iğneler, kontroller... Yeni bir denemeye başlama fikri bile çok ağır gelir, çığlık atmak gelir içinizden. İşte böyle bir noktadaysanız, yani 'artık dayanamayacağım' şeklinde bir duygu hissediyorsanız, tedavilere son vermek ya da en azından ara vermek belki de en doğru karar olacaktır. Yine de bu kararı alabilmek çok kolay değildir. Doktorunuzun durumunuzu nasıl değerlendirdiği önemlidir. Deneme sonuçlarınıza bakıp 'artık duralım' diyen kişi doktorunuz da olabilir. Genelde çiftler bu

konuda sıklıkla fikir ayrılığı yaşayabilmektedir. Genelde erkekler kadınlardan önce tedavi denemelerini bırakmaya eğilimlidir; gerek maddi olarak yıpranmış olmaktan dolayı gerekse üst üste yapılan tedaviler sonucu fiziksel ve psikolojik olarak oldukça yıpranmış olan eşini o şekilde görmek istemediğinden dolayı.

Tedaviye artık ne zaman bir son vereceğiniz konusunda eşinizle fikir ayrılığı yaşıyorsanız, infertilite konusunda çalışan bir psikologa gitmeniz çok sağlıklı olacaktır; böylelikle farklı yönlerinizi uzlaştırmada ve ikiniz için de en uygun kararları almada çok olumlu adımlar atmış olursunuz. Bu sonlandırma kararını almak bir hayli güçtür. Yine de bir bakıma kimi zaman bir rahatlama duygusu yaşatır. Artık vücudunuzla mücadele etmeyi durduracak, onu yapamadığı bir şeyi yapmaya zorlamayacaksmızdır. Bu noktada, kimi çift evlat edinmeyi düşünürken, yurtdışında birçok ülkede sperm ve yumurta bağışı da yaygın olarak başvurulan yollardır. Bu nedenle, kitabın son bölümünü bazı sebeplerden dolayı tedaviden vazgeçmek durumunda kalan ve donasyon, yani bağışla ilgili bilgilere ihtiyacı olan çiftlere ayırdım.

 

Yorum ekle