Üreme Sözlüğü Yazdır E-posta

Dr. Halit Fırat Erden

Bir çiftin doğurganlık oranını birçok faktör etkiler. Infertilite, bir yıl süreyle düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebe kalmada karşılaşılan başarısızlık olarak tanımlanabilir. Birçok sebebi olan bu durumun erkek kaynaklı olanlarını bir sonraki bölümde ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. Infertilite sebeplerini kadın (yüzde 37) ve erkek (yüzde 33) kaynaklılar diye bölüştürsek de bazen durum karmaşıklaşır, her iki eşten kaynaklanan problemler (yüzde 35) üst üste birikir, ya da hiçbir sebep bulunamayabilir (yüzde 510). Bu bölümde birçok hastalık adları ve tanımları olacak, baştan uyarmamda fayda var. Arkadaki sözlük, tanıdık hekim arkadaşlar, akrabalar, in

ternet ya da sizi takip eden hekiminiz bu bölümü sizin gözünüzde daha anlaşılır kılabilir. Gene de elimden geldiğince sadeleştirdiğim bu bölümde sizin affınıza sığmıyorum. Şimdi, kadınlara ait, infertilite sorununa en sık yol açan durumlardan bahsedeceğim.

YUMURTLAYAMAMA/AZ YUMURTLAMA (ANOVÜLASYON/OLİGOOVÜLASYON)

Gebelik oluşabilmesi için iki üreme hücresinin nasıl kusursuzca bir araya geldiğini ve bunun rahim içine tutunmasmdaki bilinmezlerini daha önce anlatmıştım. İşte ovülasyon dediğimiz yumurtlamayla ilgili sorun olduğunda gebe kalmada zorluklar başlar. Anovülasyonun (yumurtlayamama) çok çeşitli sebepleri bulunur. Bazıları tanısı konduktan sonra küçük yardımlarla sorun olmaktan çıkmaktadır. Anovülasyon/oligoanovülasyonun kolay anlaşılabilmesi için sebeplerini gruplamak yerinde olacaktır.

•   Yaşla ilgili sebepler; ilk adetten hemen sonra beyin ile yumurtalıklar arasındaki aksta iletişimin tam sağlanamaması ve menopoz başlangıcında yumurtalık fonksiyonlarında azalma.

•   İlaç kullanımları, ameliyatlar; doğum kontrol ilaçları (yanlış anlaşılmaya neden olmasın; doğum kontrol hapları sadece kullanıldıkları süre içinde yumurtlamayı engeller ve ilaç kesildikten sonra yumurtlama tekrar geri döner), bazı psikiyatrik ilaçlar, steroidler, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlan, radyoterapiler, herhangi bir sebeple yumurtalığa yapılan ameliyatlar.

•   Sistemik ya da hormonal hastalıklar ve neoplaziler (tümörler); hipotiroidizmhipertiroidizm (tiroid bezinin az ya da fazla çalışması), kronik (süreğen) karaciğer ve

böbrek hastalıkları, cushing hastalığı, polisistik yumurtalık sendromu (PCOS), prolaktinoma, boş sella sendromu, Sheehan sendromu, adrenal ve yumurtalık tümörleri, hipotalamusu kaplayan tümörler. Bu hastalıkların adını bilmek zorunda değilsiniz. Bunların çoğu günün birinde, herhangi bir sebeple karşılaştığınızda size tanıdık gelebilecek hastalıklardır. • Diğer sebepler; ani kilo kaybı, stres, yoğun egzersiz.

YUMURTALIK YAŞLANMASI

Bir kadının sahip olduğu yumurta sayısı doğumunda belirlenmiştir. Dikkatli okuyanlar bundan daha önce bahsetmiş olduğumu hatırlayacaklardır. Çeşitli sebeplerle (yumurtalığa yapılan cerrahi girişimler, bazı ilaç kullanımları ya da yumurtalıkların çalışmasını bozan sistemik hastalıklar), ilerleyen yaş ya da genetik olarak erken tükenen yumurtalıktaki folikül havuzuna sahip kadınlar, düzenli bir şekilde yumurtlamaya devam edebilirler. Fakat havuzda kalan oositlerin kötü kalitesinden dolayı üreme kapasitesi çok azalır. Yani, yumurtalar hem sayı hem de kalite olarak azalma eğilimindedir.

TUBAL SEBEPLER VE KARIN İÇİNDEKİ YAPIŞIKLIKLAR

Gebeliğin oluşabilmesi için gerekli olan tüplerin kapalı ya da fonksiyon görmez olmasının en önemli sebebi karın içindeki yapışıklıklardır. Bu yapışıklıklara en sık sebep olan enfeksiyon etkenlerinin adı klamidya ve gonoredir. Tüpleri etkileyen diğer hastalıklar ciddi endometriozis, daha önceden geçirilmiş karın içi ameliyatları ve pelvik (genital organları içinde barındıran yapı=pelvik alan) tüberküloz olarak sıralanabilir.

Tüpün alt ucunda oluşan tıkanıklıklar, hidrosalpinks denen ve tüpün şişip, içinin sıvıyla dolmasıyla sosis görünümü almasına neden olur. Bu normal yaşantısında kadına sıkıntı vermez, arada vajenden sıvı kıvamda akıntı olarak kendini gösterebilir. Eğer infertilite nedeniyle tedavi görecekseniz hidrosalpiks rahim içine yerleştirilen embriyolara zarar vereceğinden dolayı tedavi edilmelidir. Tedavisi cerrahi olarak (sıklıkla laporoskopik yöntemle) tüple rahmin ilişkisinin kesilmesidir.

MİYOMLAR

Miyom, iyi huylu, rahim düz kaslarının aşırı büyümesinden kaynaklanan bir tümördür. Bunlar kadında en yaygın şekilde görülen pelvik tümörlerdir. Tümör sözü sizi ürkütmesin, bunlar iyi huylu (benign) kitlelerdir. Gebe kalmayı zorlaştıran ya da düşüklere yol açan miyomlar daha sıklıkla rahim iç zarıyla ilişkili miyomlardır (submüköz miyom). Bunlar histeroskopik yöntemle kolaylıkla çıkartılarak gebelik ihtimalleri arttırılabilir.

RAHİM ANORMALLİKLERİ (UTERİN ANOMALİLER)

Rahim, kız bebek anne karnındayken iki ayrı tüp yapısının kaynaşmasından oluşmaktadır. Bu birleşme sırasındaki sorunlarda rahim ve ilişkili olduğu tüpler, rahim ağzı ve vajenle ilgili çeşitli şekil bozuklukları olabilir. Bu durum ciddiyetine göre çocuk sahibi olamamaktan tekrarlanan gebelik kayıplarına, erken doğumlara kadar çeşitli sorunlara yol açabilir. Rahim içinde yapışıklıklarsa küretajlardan ve enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Bu problemlerin çözümü de gene cerrahiyle olmaktadır. Çoğunda endoskopik cerrahiyle kısa sürede iyileşme sağlanmaktadır.

ENDOMETRİOZİS

Endometriozis, her ay adet kanamasıyla atılan rahim içi zarına endometriyum denir ve bu hastalığın adı da bundan kaynaklıdır; endometriyumun olması gereken yerin dışında olması durumudur. Adet dönemlerinde şiddetli ağrı, cinsel ilişkide ağrı gibi yaşam konforunu bozan şikâyetlerin dışında tüplerin fonksiyonunu bozarak ya da yumurtalıklarda bir dizi olumsuzluklar yaratarak gebe kalmayı zorlaştırmaktadır. Doğurganlık üzerine olan olumsuzlukları yumurtalık dokusunda yer kaplayan ve yıkıcı bir durum olmasından ileri gelir Cerrahi yapıldığında yumurtalık dokusunun azalmasına neden olabilir. Salgıladığı birtakım maddelerle hem rahim içi zara hem de embriyoya zarar verebilmektedir. Bu hastalığın sıklığı infertil kadınlarda doğurgan kadınlara göre daha fazladır.

SERVİKAL FAKTÖRLER

Normal servikste (rahim ağzı), servikal salgı spermin taşınmasını hızlandırır. Serviksteki doğumsal bozukluklar veya ameliyatlar, enfeksiyonlar kanalda tıkanıklık yaratabilir. Bu durumda serviks normal salgısını kaybeder.

İMMÜNOLOJİK VE TROMBOFİLİK FAKTÖRLER

Doğumsal veya sonradan kazanılan trombofili durumunda, kandaki pıhtılaşma elemanları normalden farklı çalışarak daha fazla pıhtılaşma eğilimine girerler. Bunların tespiti için kanda belirlenmiş bazı göstergeler araştırılır. Eğer böyle bir durum saptanırsa tedaviye kan sulandırıcı diye bilinen birtakım hap ve iğneler eklenir. Bu probleme sahip kişilerde gebelik kayıplarına daha sık rastlanır. İlerlemiş gebelik haftalarmdaysa plasentaya giden kan akımını bozdukları için yüksek tansiyona, bebekte gelişme geriliğine yol açabilirler. Bunun

dışında bazı immünolojik hastalıklar da benzer tablolara yol açabilirler.

GENETİK SEBEPLER

İnfertil çiftlerde genel topluma göre kromozomal hasarlara daha fazla rastlanmaktadır. Çoğu genetik bozukluk üreme hücrelerinde sınırlı kaldığından genel yaşantıda sorun çıkartmamaktadır. Ancak çocuk sahibi olmakta sorun yaşandığında yapılan araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. İnfertiliteyle ilgili en yaygın genetik problemler kadınlarda 45,XO (Turner sendromu), erkeklerdeyse 47,XXY'dir (Klinef el ter sendromu). Ufak bir bilgi, insanda 46 adet kromozom vardır ve bunlardan iki tanesi (XX ve XY diye belirtilen) cinsiyet kromozomudur.

AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTE

Açıklanamayan infertilite her şeyin incelenmesine karşın ortaya bir sebebin konamadığı durumların hepsidir. Sebep birçok faktörün küçük küçük katkılarıyla da oluşabilir. Ayrıca, sorunları ortaya koyduğumuz her durumun mutlak bir çözümü olmayabilir. Biz gene de mümkünse sebebi ortaya koyup, bunun üstesinden gelmenin yollarını ararız.

 

 

Yorum ekle