| Mutlu Son |
|
|
|
Dr. Esra Aksoy Uzun ya da kısa bir tedavi süreci yaşandıktan sonra hayaller gerçek oluyor ve adet gününüz gelmesine rağmen kanamanız olmuyor. Oysa her ay kasıklarınızda başlayan ağrı ve çamaşırınızda görmeye alıştığınız kan lekesi bu ay yok. Gene de imkânsız, siz bütün kalbinizle bunu istiyorsunuz ama gene de içten içe sizi hep olumsuz ihtimale hazırlayan deneyimleriniz veya duyumlarınız var. Doktorunuzun verdiği günü bekleme sabrını gösteremeyip erken bir hayal kırıklığı da yaşamış olabilirsiniz ya da çamaşırınızda leke görünce bu iş bitti demiş de. Hadi, tam tarihinde kanda gebelik testi yaptırın. Evet, sonuç pozitif, inanılır gibi değil, gene gözyaşlarıyla karşılanan bir sonuç ama bu mutluluk yaşlan, o yüzden ağlaym ağlayabildiğiniz kadar. Gebe olduğunuza inanamama, kaygı ve korku gibi birçok karmaşık duyguyu da aynı anda yaşamaya başlayacaksınız. Belki de 'tamam artık gebe kaldım ve her şey bitti, kâbuslar geride kaldı' diye düşünüp bebeğinizin (bebeklerinizin) odasını planlamaya başladınız. Durun, sakin olun ve önce doktorunuz arayın. Çünkü sizin asıl istediğiniz sadece gebe kalmak değil, bir bebek sahibi olabilmek. Şimdi ortada birçok belirsizlik var ve bazı şeyler halen kötü gidebilir. Bu olumlu sonucun ardından bambaşka bir kapı açılıyor önünüze ve sizi çok iyi takip edecek hekiminizle iletişime geçmelisiniz. Bu kitap en başından size bebek sahibi olma hayali kurdurdu, şimdi hayaller gerçek olurken sizi neler bekleyecek onlarla yolumuza devam edelim. Dilerim, bu bölümü heyecanla okuyan, hayalleri gerçeğe ulaşmış bir sürü okuyucum olsun. Gebe olduğunuzu nasıl anlayacaksınız? Birçok tedaviden sonra doktorunuz, gebelik testi yapmak için adetinizin geçmesini bekleyecektir. En iyisi ya yumurtlamadan (ovülasyondan) 1618 gün sonraya ya da infertilite tedavisindeyseniz transferden 1012 gün sonraya gebelik testi (kanda beta HCG ölçümü) planlamak uygun olacaktır. Gebelik mümkün olduğunca erken saptanmalıdır. Erken dönemde uygun ilaçları ve gebelik izlemini almanız açısmdan önemlidir. Eğer gebelik saptanmışsa infertilite tedavisi sırasında başlanmış olan vitaminlere devam etmeli ve santral sinir sistemi anomalisi riskini azaltmak için folik asit takviyesi almalısınız. En hassas gebelik testi, kanda beta HCG ölçümüyle yapılır. HCG rahim duvarına tutunan embriyo tarafından üretilir ve anne kanma karışır. Gebeliğin haftalarına ve laboratuarların çalıştığı yönteme göre değerleri değişkenlik gösterir. En erken adet gecikmesinden 2 gün önce saptanabilir ve 10 mlU/ml. üzeri pozitif sonuç olarak kabul edilir. İlerleyen günlerde idrarda beta HCG ölçümüyle de gebelik tanısı konabilir, idrarda gebelik testinin avantajı ucuz olması ve ev de yapabilmesidir. Yine de hatalı sonuç almamak için test kılavuzu dikkatli okunarak test yapılmalıdır. Kanda gebelik testinin avantajıysa, beta HCG değerinin sayısal olarak öğrenilmesi ve sağlıklı ilerleyen gebeliğin tespitidir. Eğer embriyo iyi gelişiyorsa beta HCG değeri her 23 günde biriki katı değere çıkar. Biyokimyasal gebelik nedir? Adet gecikmesini takiben beta HCG kanda yükselir, ancak halen istenen değerlerden düşüktür ve ultrasonda gebelik kesesi görülemez. Biyokimyasal gebelik özellikle infertilite tedavisinden sonra sıklıkla saptanır, bunun nedeni bu hastalarda gebeliğin erken saptanmaya çalışılmasıdır. Kendiliğinden gebe kalabilen hastaların çoğunluğu bu kadar erken dönemde test yaptırmaz ve biyokimyasal gebeliklerin çoğu normal bir adet gecikmesi olarak algılanır. Biyokimyasal gebelik klinik gebelik değildir, ancak ilerleyen denemelerde hastanın gebe kalabileceğinin habercisi olarak değerlendirilebilir. Başka bir şey daha, kanda beta HCG'nin yüksek saptanması vücutta bir gebeliğin olduğunun kanıtıdır, ancak gebeliğin nerede yerleştiğiyle ilgili bilgi vermez. Gebelik bazen rahim dışında, en çok da tüplerde yerleşmiş olabilir ki buna dış gebelik denir. Dış gebelik tanısı, normalden yavaş artış gösteren beta HCG ve ultrasonografiyle konur. Vajinal ultrasonografiyle gebelik en erken adet gecikmesinden 24 gün sonra rahim içerisinde gebelik kesesinin görülmesiyle saptanabilin. Vaginal ultrasonografiyle gebelik kesesinin görülebilmesi için kanda HCG düzeyinin 15003000 mlU/ml.'ye ulaşmış olması gerekir. Gebelik kesesi tespit edildikten sonra günde ortalama 1 mm. büyür, altıncı haftada kesenin içinde ufak embriyo belirir. Embriyo çok hızlı büyür, sekizinci haftada ultrasonografiyle kalp atışları saptanır. Bu bulgu fetusun sağlıklı olduğunun habercisidir, kalp atışlarının görülmemesi gebeliğe ait bazı problemlerin varlığına işaret eder. Ayrıca, ultrasonografi rahim içinde kaç kesenin olduğunun saptanması için de önem taşımaktadır. Aksi kanıtlanmcaya kadar infertilite tedavisiyle gebe kalan her kadın yüksek riskli kabul edilmelidir. İnfertilite tedavisi gören, geçmişte düşük yapmış ya da erken gebelik kanaması geçirmiş kadınlarda gebelikle ilgili sorun görülme sıklığı artmaktadır, infertilite sonrası gebeliklerde çoğul gebelikler, erken doğum ve düşük riski normale göre daha fazladır. Birden fazla bebek taşımak hem anne hem de bebekler için daha riskli bir durumdur. İnfertilite tedavisi sonrası gebe kalan kadınların yaşları daha ileri olduğundan diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalık sahibi olmaları muhtemeldir, bu durum da yine gebeliklerini riskli gruba sokmaktadır. Bu riskleri azaltmak için gebeliğinizin ilk 3 ayında rahim iç zarının (endometriyumun) desteklenmesi amacıyla progesteron içeren enjeksiyon, haplar veya fitiller kullanmanız gerekecektir. Yine düşük doz aspirin ve vitamin almanız önerilebilir. Tabii bunları ne dozlarda ve ne zamana kadar alacağınızı hekiminiz söyleyecektir. Bütün kaygılarınızı hekiminizle paylaşmaktan çekinmeyin, gebelik elde edene kadar çok emek verdiniz ve şimdi en ufak bir ağrı veya rahatsızlığınızda düşük yapıyor olduğunuzu düşünebilirsiniz. Hiç kaygılanmayın, gebelik takibiniz doktorunuz tarafından titizlikle yapılacaktır. Bebeğinizin gelişimi sırasında hesaplanan bir sürü tarih kafanızın karışmasına yol açabilir. Tam bir gebelik süresi 38 haftalık gelişimi (gestasyon) içerir ve üç tane üç aydan oluşmuş (trimester) bölüme ayrılır. Birçok kadında yumurtlama ve döllenme son adet tarihinde yaklaşık 2 hafta sonra oluşur. Ancak bizler gebelik yaşını hesaplamada hep son adet tarihini kullanırız. Tedavi sonrası elde edilen gebeliklerde transfer tarihi dikkate alınarak hesaplamalar yapılır. Düzenli doktor kontrollerine gitmeniz sağlıklı bir gebelik için atılacak en önemli adımdır. Herhangi bir sorun olmadığı sürece 32. haf taya kadar ayda bir, 3236. haftalar arası 15 günde bir, 36. haftadan sonra haftalık kontrolleriniz başlayacaktır. Normal gebelere göre daha sık ultrasonografik muayenelere çağrılabilirsiniz, hele de çoğul gebelik gelişmişse kontrol sıklığının artması kaçınılmazdır. Rutin muayeneleriniz sırasında tansiyon ve kilo takipleriniz, ultrasonografik muayeneniz yapılır ve gebelik yaşınıza göre gerekli kan ve idrar tahlilleri istenir. Tansiyonunuz her muayenede mutlaka kontrol edilir. Gebelikte fizyolojik olarak tansiyon düşük seyreder ve düşük tansiyonsa nadiren sorun teşkil eder. Sırt üstü uzandığınız zamanlarda geçici olarak tansiyonunuz düşebilir, çünkü bu pozisyonda, büyümüş olan rahim toplardamarlara baskı yapar. Baş dönmesi, terleme ya da kalp atışlarında hızlanma hissedebilirsiniz. Yan yatmak ve ani kalkışlardan kaçınmak sizi bu anlattıklarımdan korunmanızda yardımcı olacaktır. Ancak anormal yükselmeler sizi ve bebeğinizi etkileyebilecek ciddi problemlerin belirtisi olabilir. Gebelik boyunca 1113 kilogram kilo alımı normaldir. Zayıf bir yapınız varsa gebelik boyunca 1418 kilo, kiloluysanız 79 kilo almanız idealdir. Doktorunuz sizi ne kadar kilo almanız gerektiği konusunda bilgilendirecektir. Gebeliğin başlarında genellikle kilo artışı pek gözlenmez. İlk on iki hafta iki kilo, daha sonra haftada yarım kilo almalısınız. Bazı gebelerde bulantı ve kusma sebebiyle ilk aylarda kilo kaybı dahi gözlenebilir. Eğer bulantı ve kusmaya bağlı olarak gebeliğin başında çok fazla kilo kaybınız olursa hastaneye yatırılarak damardan beslenmeniz gerekebilir. Şunu da hatırlatmakta fayda olacak, gebelikte kesinlikle diyet ve kilo vermek önerilmez. Ani kilo alımları ya da şişmeler vücutta su tutulumuna bağlı olabilir, bunu bizimle mutlaka paylaşınız. Basit testlerden bir diğeri idrara tahlilidir ve vücudunuzun işleyişi hakkında bize önemli bilgiler sunar. Diyabet ve gebelikte oluşabilecek bazı problemler idrarda şeker ve protein bakılarak erken dönemde saptanabilir. Yeterli beslene mediğiniz ve bulantıkusmalarınızm arttığı dönemde idrarda keton cisimciklerinin görülmesi size uygulanması gereken tedaviyi belirler. Böbrek ve idrar yolları enfeksiyonu gebelik sırasında sıkça oluşabilir ve erken doğuma yol açabileceği için mutlaka tedavi edilmelidir. İlk görüşmede kan grubunuzun belirlenmesi, tam kan sayımınız ve fetal enfeksiyonlara yönelik kan testlerinizin yapılması gerekir. Bu testler infertilite hastalarında henüz tedaviye başlarken yapılır. Gebeliğiniz boyunca belirli haftalarda kromozom hastalıklarına yönelik tarama testleri olan ikili ve üçlü testler, şeker yükleme testi yapılılır, gerekli durumlarda kan sayımı ve idrar tahlili tekrar kontrol edilir. Down Sendromu gibi genetik bozuklukların görülme sıklığı anne yaşındaki artışla paralel olarak yükseldiğinden otuz beş yaş üstü gebelere koryon villus biyopsisi veya amniyosentez önerebilmekteyiz. Geçmişte erken doğum öyküsü olan anne adayları için gebeliği uzatmanın etkili bir yolu yatak istirahatıdır. İstirahat rahme ve bebeğin eşine (plasentaya) giden kan akımı miktarını arttırır, rahim ağzına yerçekiminin uygulayacağı çekim gücünü azaltarak katkıda bulunur. Gebeliğin erken dönemlerinde kanama veya kasılmaları olanlara, özellikle de düşük öyküsü de varsa, yatak istirahatı önerilmektedir. Kanaması olan bir gebede öncelikle kanamanın kaynağının bulunması gerekmektedir. Kanama masum bir sebepten kaynaklanıyorsa rahim ağzındaki (serviksteki) bir enfeksiyondan, mesela bu durumda antibiyotik tedavisi yeterli olacaktır. Gebelikte kanama erken dönemlerde düşüğün habercisi olabileceği gibi ilerleyen haftalarda plasentaya ait bazı sorunlardan kaynaklanabilir, bebek ve anne hayatını tehlikeye sokacak sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle, gebeliğin ilerlediği dönemlerdeki kanamalarda biz hastaneye yatırarak takip ve tedaviyi tercih ederiz. Başka bir sorun, vaktinden önce başlayan rahim kasılmalarıdır (uterin kontraksiyonlar). Sebebini her zaman bulama sak da bazen progesteron düzeyindeki azalmalar, amniotik sıvı kaybı, servikal polip veya myomlarm enfekte olması kasılma sebebi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bütün bu durumlar erken saptanıp tedavi edildiğinde erken doğum önlenebilmektedir. Stres, hatta bazen orgazm bile uterus kasılmalarını tetikleyici kimyasal maddelerin salınmama yol açabilir. Erken haftalarda, düşük tehdidi yaşayan gebelere cinsel ilişkinin yasaklanmasının altında da bu sebep vardır. Gebeliğiniz sırasında vücudunuz yeni duruma adapte olabilmek ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmeniz için sürekli değişim içine girer. Bunların bazıları sizin yaşadığınız sıkıntılar olarak dile getirilir, birçoğunun da farkına varmayabilirsiniz. Bunlardan biri, bulantılardır. Bazen gebe kaldığınıza pişman olacak kadar sizi bezdirebilir. Her gebe bulantıyı aynı şiddette yaşamasa da yüzde 6090 gebeliğin ilk üç ayında nadiren de dördüncü ayın başlarına kadar bu yakınma normaldir. Bulantılar genellikle midenin boş olduğu sabah saatlerinde ortaya çıktığı gibi gün boyunca da sürebilir. Mide bulantısı ve kusmanın kesin sebebi bilinmemektedir. Bununla ilgili gebeliğin salgıladığı hormonların etkisinden, sahip olunan sistemik hastalıklara ya da psikolojik etkilenmeye kadar birçok teori üretilmiştir. Zaman ilerledikçe siz hangi besinlerin midenizi bulandırdığını, hangilerinin rahatlattığını, günde kaç kez beslenirseniz, bulantı ve kusmalarının azaldığını saptayabilecek duruma gelirsiniz. Başka bir şey daha, folik asit eksikliği dirençli kusmaların sebebi olabilir, günde 1 miligram folik asit almanızın bebeğinizin sinir sistemi gelişimine faydası olacağı gibi bulantılarınız için de işe yarayabilir. Ya da kullandığınız demir ilaçları mide bulantılarınızı artırıyor olabilir, kusmalar kesilene kadar bu ilaçlara ara verebilirsiniz. Bulantıları azaltmak için size biriki beslenme önerisinde bulunayım; sabah yataktan kalkmadan başucunuzda bulundurduğunuz tuzlu krakerden atıştırarak güne başlayabilirsiniz. Her iki saatte bir küçük öğünler şek linde beslenmeniz ve yüksek karbonhidrat içeren gıdaları tercih etmeniz bulantınızı azaltmakta işe yarayabilir; tost, muz, fırında pişmiş patates, çeşitli müsliler, pirinç lapası gibi. Yağlı ve baharatlı gıdalardan uzak durmalısınız. Hoşunuza gitmeyen hiçbir gıdayı sırf gebe olduğunuz için yemek zorunda olmadığınızı unutmayın. Çünkü bazı gebeler et, yumurta ve süt ürünlerini tolere edemeyebilir ve bu gebeliğin ilk dönemlerinde bu besinleri tüketmemiş olmanız size ve bebeğinize zarar vermez. Sabahları soda veya meyve suyu içebilirsiniz. Bazı vitaminler ki B6 bunlardan biridir, günde iki kez 50 miligram alınması bulantıları azaltmakta etkilidir. Ama hiçbir ilacı başlamak ya da kesmekle ilgili kendi başınıza karar vermeyiniz, mutlaka sizi takip eden doktorunuza danışınız. Elbette ki sigara ve alkol gebelik boyunca uzak duracağınız yasaklı maddeleriniz olacaktır. Bunların vereceği zararları saymaya gerek olmamakla birlikte bulantı ve kusmaların şiddetini artıran maddeler olduğu da akılda tutulmalıdır. Kahve tüketimini de özellikle ilk üç ayda kısıtlamalısınız. Bunun yerine nane çayı, zencefil çayı, özellikle balla birlikte içtiğinizde faydalı olabilir. Stresinizi azaltmalı, eşinizden ve çevrenizden destek almalısınız. Hafif bulantı ve kusma dengeli besleniyor, yediklerinizi bir süre midenizde tutabiliyor ve bol sıvı alabiliyorsanız, bebeğinizi etkilemez. Ayrıca bulantı ve kusmalar gebeliğinizin iyi gittiğinin habercisidir, bebeğin eşinden iyi miktarlarda hormon salındığmı gösterir. Ama bulantı kusmaların uzaması, şiddetlenmesi, kilo kaybetmeye başlamanız, hiçbir besini midenizde tutamıyor olmanız bu kadar iyimser olmamızı zorlaştırabilir. Bu duruma 'hiperemezis gravidarum' (HEG) denir ve bu patolojik bir durumdur, tedavi edilmezse, sizde sıvı kaybına ve beslenme problemleri doğurarak bebeğinizi ve sizi tehlikeye sokabilir. Başta bahsettiğimiz gibi gebelikte bulantı sık görülse de HEG daha seyrek görülür ve doktorunuz tarafından dikkatlice değerlendirilmelidir. Basit bir idrar tetkikiyle tespit edilecek ke ton cisimcikleri, vücutta yağların yıkımıyla ortaya çıkar ve bebekte zararlı etkilere neden olabilir. Bu sebeple idrarınızda bu maddelerin varlığı saptanırsa, hastaneye yatırılarak, damardan sıvı verilerek tedavi edilmeniz gerekliliği ortaya çıkar. Kusmaya karşı etkili ilaçlar, özel diyet ve yatak istirahatı ile yakınmalar hafifleyebilir. Gebeliğinizde parfüm veya kahve gibi güçlü aromalara karşı tiksinti hissi yaşayabilirsiniz. Bu durum tatsız olsa bile normaldir. Gebeliğinizin ilk aylarında birtakım yiyecekleri canınız daha fazla çekebilir. Bu yüzden, eşiniz olmadık saatlerde marketleri ziyaret etmek zorunda kalabilir. Aş eriyorsunuz ve buzdolabınız ağzına kadar daha önce yemediğiniz yiyeceklerle dolmuş olabilir. Daha çok meyve, meyve suyu ve besleyici gıdalara karşı aş erme gözlenir. Alkol, sigara ve doktorunuzun vermediği ilaçları kullanmaktan çekinmelisiniz. Aşırı şekerli veya tuzlu gıdalardan uzak durmalısınız. Bunlar dışında canınızın istediklerini yemekte özgürsünüz. Gebeliğinizin başlarında yorgunluk, sürekli uyku hali normaldir. Mümkünse gün içinde kısa dinlenmelere fırsat tanıyın ve bunu uzanarak yapmaya çalışın. Merak etmeyin, bütün gebeliğinizi uyuklayarak geçirmeyeceksiniz, dördüncü aydan sonra daha enerjik olacak ve yorgunluk hissetmeyeceksiniz. Progesteron hormonu kanda arttığı için göğüslerinizde dokunmakla hassasiyet, sertlik ve gerginlik hissedebilirsiniz. Meme başlarınızda oluşabilecek kuruluğu ve çatlamayı önlemek için meme başlarını sabunla yıkamaktan kaçının. Gebeliğinizin ilerlemesiyle meme başlarının genişlediğini ve koyulaştığını fark edeceksiniz. Meme başı hassasiyetini hafifletmek için evde kolaylıkla yapabileceğiniz bir öneri size; bir bardak çayı soğutun, pamuk parçalarını çaya batırıp suyunu iyice sıkın ve meme başını uyarmadan günde üç kez 15 dakika süreyle göğüs uçlarınızda bekletin, iyi gelecektir. Büyüyen rahmi taşıyan yan bağlardaki gerginliğe bağlı gelişen hafif ağrılarınız olması normaldir, ancak bu adet sancıları kadar şiddetli boyutta olmamalıdır. Eğer bu tür ağrılarınız varsa aktivitenizi azaltmalısınız, bu durumun erken doğuma yol açan rahim kasılmalarından ayırt edilmesi gereklidir. Hekiminize danışıp, bu ağrıların kaynağını ayırıp gerekli tedavinin yapılması sağlanmalıdır. Taşımakta olduğunuz artan kilolar yüzünden bel omurgalarınızın aksı değişikliğe uğrar ve bel ağrıları daha belirgin hale gelir. Sırtınızı dik tutup, bel boşluğunuzu destekleyip, kafanızı kaldırın. Rahat ve destekleyici giysiler giymek, alçak topuklu rahat ayakkabıları tercih etmek, yürüyüşyüzme gibi egzersizler ve kilonuzu kontrol altında tutmak size yardımcı olacaktır. Gebeliğiniz ilerledikçe gece krampları size rahatsızlık verebilir. Bacağınızı gergin tutun ve ayak parmaklarınızı dizlerinize doğru kıvırın. Bunları önlemek için bol su içmelisiniz. Kalsiyum ve magnezyum gibi takviye mineralleri biz size önermeden başlamayınız. Yürüyüş veya hafif egzersizler kramplarınızın hafiflemesini sağlayabilir. Baldırlarınızda şiddetli ağrı, şişlik, kızarıklık varsa gebelikte gelişmesi muhtemel tromboflebit açısından (damar tıkanıklığı ve infeksiyon durumudur) hemen doktorunuza danışmalısmız. Bazen gebelikte daha fazla baş ağrısı yakınması olabilir. Eğer baş ağrılarınız ciddiyse rahatlamak amacıyla her 46 saatte bir parasetamol grubu ilaçlar kullanılabilir. Yine ağrıyı azaltabilmek amacıyla boynunuza bir adet buz torbası da yerleştirebilirsiniz. Baş ağrısı beraberinde başka sorunların da habercisi olabileceği için hekiminizle muayeneler sırasında bu sorununuzu mutlaka doktorunuzla paylaşınız. Gebeliğin ilerlemesiyle mide yukarı doğru itilir ve mideyemek borusu arasındaki bağlantı zayıflar. Bu yüzden, gaz/hazımsızlık, mide yanması ve ekşimesi gebelerde sıklıkla görülür. Birkaç kraker atıştırmak veya sık sık ama az miktarlarda yemek, gazlı, acılı, baharatlı yiyecekler tüketmemek ve yemek sonrası hemen uzanmak bunların azalmasına yardım edecektir. Gebeliğin başlangıcında ve ilerleyen zamanlarında, bebek büyüyüp başı pozisyon almaya başladıkça mesane kapasitesi azalacağından sık idrar yapma ihtiyacı duyarsınız, ancak idrarınızı yaparken yanma, acıma, koku hissetmeniz normal değildir ve gene mutlaka hekiminize başvurunuz. Düzenli olarak diş temizliğinizi yapın. Diş kontrollerinize devam edebilir, on ikinci gebelik haftasından itibaren doktorunuzun bilgisinde diş tedavilerinizi yaptırabilirsiniz. Gebelikte burun mukozasındaki damarların genişlemesi burun tıkanıklığına yol açabilir. Burnunuzda tıkanıklık hissederseniz serum fizyolojik kullanabilirsiniz. Gebeliğiniz ilerledikçe efor kapasiteniz azalacağından merdivenleri yavaş çıkın ve derin nefes alın. Bu durumun başka hastalıkların da göstergesi olabileceğini düşünerek sizi rahatsız eden her durumu öncelikle hekiminizle paylaşın. Gebeliğiniz ilerledikçe karında çatlaklar, yüzde ve karın orta hatta renk koyulaşması ortaya çıkabilir. Bunlar gebeliğinize bağlı normal değişimlerdir. Cildinizin esnekliğini korumanız için nemlendirici kremler kullanabilirsiniz. Gebelik hormonal bir anafordur ve duygusal değişiklikler yaşamanız neredeyse kaçınılmazdır. Gebeliğinizle veya doğumla ilgili birçok endişe taşıyabilirsiniz, sorularınızın aslında basit cevapları olabilir, bu nedenle hekiminiz sizin gebelik boyunca hep yanınızda olacak bilirkişidir. Gebeliğinizin tadını çıkartmak için hekiminizden çekinmeyin ve onunla kaygılarınızı da paylaşın. Kabızlık gebelikte sıkça görülür. Günde en az 810 bardak su içmelisiniz. Daha fazla sıvı tüketmek, meyve ve sebze gibi lifli gıdalara ağırlık vermek sizi rahatlatacaktır. Kahve, çay ve kolalı içecekleri içmekten kaçınmalısınız. Demir bağırsaktaki sıvı miktarını azalttığı için alman vitaminlerin içerdiği demir kabızlığa neden olabilir. Kabızlığın sonucu olarak gebelikte hemoroit oluşabilir. Tuvalette uzun süre ıkınmamalısmız. Büyük tuvaletinizden sonra kuru kâğıt yerine ıslak mendil kullanarak temizlenmeniz daha uygun olacaktır. Makattan uygulanan fitillerden çok sadece hassaslaşmış cilde uygulanan kremlerden kullanabilirsiniz. Gebeliğinizin ilerlemesiyle özellikle ayaklarda bileğe kadar şişlik olması normaldir. Gün sonuna doğru artan bu şişlikler için bacaklarınızı yüksekte tutarak dinlenmelisiniz. Gecelerin giderek uzadığı haftalara gelirken bacaklarınızdan kalbe dönen kan akımını engellememek için sol yanınıza yatarak uyumayı deneyin. Hem böylece plasentaya giden kan akımını da arttırmış olacaksınız. Başka bir konu da, giderek büyüyen rahmin toplardamarlar üzerine baskı yaparak bacaklarmızdaki kan dolaşımını yavaşlatmasıyla varislere yol açabileceğidir. Doğumdan sonra çoğunlukla bunlar azalıp kaybolur. Uzun süre bacak bacak üstüne atmamaya ve ayakta durmamaya gayret edin. Doktorunuz destekleyici çoraplar ve ayaklarınızı yükseğe kaldırarak dinlenme önerebilir. Yürüyüş yapmanız kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olarak varislerinizde rahatlama sağlayabilir. Buraya kadar okuduklarınızdan sonra gebe kaldığınız için büyük pişmanlık ya da endişe duymaya başlamış olabilirsiniz. Korkmayın, bunlar fizyolojik değişikliklerdir ve doğumla birçoğu son bulur. Anlattıklarımın bazıları gebeliğin belli dönemlerine ilişkin değişikliklerken, bazıları da her gebede aynı şiddette yaşanmaz. Ne olursa olsun kendinizle ilgili hissettiğiniz her değişikliği hekiminizle paylaşın, unutmayın siz ilk defa gebesiniz ve neyin önemli neyin önemsiz olduğunu ayırt edemezsiniz. Hekiminiz bütün gebeliğinizde sizin yanınızda olacaktır. Şimdi sizin çok işinize yarayacağını düşündüğüm bir bölüme geçiyorum; gebelikle ilgili öneriler bölümüne. Renkli kalemlerle okuyacağınız bir bölüm daha. Beslenme konusu gebeliğin en önemli sorunudur aslında. Hem siz hem de bebeğiniz sizin aldığınız gıdalarla beslendiği için, beslenmenize özellikle dikkat etmelisiniz. Yemekleriniz çeşitlendirmeli ama aynı zamanda şeker ve yağ içeren besinlerden uzak durmaya ağırlıklı olarak proteinli ve lifli gıdalar almaya özen göstermelisiniz. Gebe olduğunuz için sadece ekstra 300 kaloriye ihtiyacınız vardır. Bu nedenle, ölçülü ve disiplinli beslenmelisiniz. Aşırı kilo alımını engellemek için kalori alımınızı kontrol altında tutmalısınız. Vitamin ve protein ağırlıklı beslenme idealdir. Haftanın beş günü öğünlerinizden birinde et tüketmeli, bunları beyaz ve kırmızı et olarak eşit dağıtmalısınız, iki öğün bakliyat ve diğer öğünler sebze ağırlıklı olmalıdır. Günde bir bardak süt ve bir kâse yoğurt kalsiyum ihtiyacınızı karşılayacaktır. Ara öğünlerinizde meyve, yoğurt ve kuruyemiş tüketebilirsiniz. Günde en az 2 litre su içmelisiniz. Kafein, nikotin, alkol ve suni tatlandırıcı içeren yiyeceklerden kaçınmalısınız. Çiğ et ürünleri yememelisiniz. Etinizin çok iyi pişmiş olduğundan emin olmalısınız. Toksoplazma enfeksiyonu riski taşıdığından iyi pişmemiş etler asla tüketilmemelidir. Toksoplazma enfeksiyonu sizi hasta yapacağı gibi bebeğinize de bulaşarak düşüklere ve bebeğinizde anomalilere neden olabilecektir. Bu kadar et önerisi yaparken vejeteryan gebelere hayat şansı tanımıyor gibi görünebiliriz ama vejeteryanizim sizin tercihiniz, bebeğinizin henüz seçim şansı yokken onun için öğünlerinize proteinli besinleri kendi görüşlerinize uygun olarak mutlaka ekleyiniz. Gebe olduğunuzu öğrendikten sonra ağır aktiviteler ve yeni egzersiz programlarından kaçınmalısınız. Rahat ve düzenli fiziksel aktivitelere ve egzersizlere gebeliğiniz süresince devam edebilirsiniz. Aktif olmak kendinizi daha iyi hissettirir ve doğumunuzun kolay geçmesini sağlar. Yürüyüş ve yüzme en iyi seçeneklerdir. Temponuz yorucu olmamalı, kalp ritminiz dakikada 120 atımı, vücut ısınız 38,5 dereceyi geçmemelidir. Düzenli hafif ağırlıkları kaldırma programlarıyla kasları güçlendirmek sırt ağrısı şikâyetlerinin gelişimini azaltacaktır. Travmaya açık ve oksijen basınç değişikliğine yol açan sporlardan kaçınılmalıdır. Ağır egzersiz programıyla çalışan gebelerin (atletizm, bale, vs.) daha pasif işlere dönmesi gerekmektedir. Kişisel hijyen önemlidir. Duş ve banyolar düzenli olarak önerilir. Aşırı sıcak suyla banyo yapmamalısınız. Anne adayının vücut ısısının aşırı artması bebeğin metabolizmasını ve beyin gelişimini etkileyebilir. Cildinizi nemli tutmanız gebeliğin ilerleyen dönemlerinde gelişebilecek çatlamaları azaltabilir. Cinsel aktivite gebelik sırasında normaldir, bebeğinize sakıncalı olduğu konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır. Cinsel isteklerinizde azalma ya da artma gibi değişimler olabilir. Eğer cinsel ilişki sonrası kasıklarınızda kramplar hissediyorsanız, meme başı uyarısından ve orgazmından kaçınmalısınız. Bunlar rahim kasılmalarına sebep olabilecek durumlardır. Semen sıvısı içindeki bazı maddelerin de rahim kasılmalarını başlatabilecek etkisi olabileceğinden ilişki sırasında kondom kullanılmasında fayda vardır. Kanamanız varsa ilişkiden kaçınmalısınız. Önceki gebeliklerinde ilk trimesterde bir veya daha fazla düşük hikâyesi bulunan hastaların gebeliğin erken dönemlerinde cinsel ilişkiden kaçınması önerilir. Tedavi sonrası sağlanan gebeliklerde ilk on iki hafta genellikle cinsel ilişkiden uzak durulmasını öneririz. Sonrasmdaysa patron kadın olmalıdır. Çünkü hormonları ve duyguları değişen, kadındır. En çok sorulan sorulardan biridir 'saçlarımı boyatabilir miyim'. Gebeliğin ilk trimesterinde saç boyatılmamak veya perma yaptırılmamalıdır, çünkü anne adayının soluyacağı kimyasallar kan dolaşımına geçerek bebeğinize ulaşabilmektedir. Şimdi yapmamanız gereken şeyleri (!) sıralayacağım; sigara, içmeyin! Tütün kullanımı gelişmekte olan doğmamış be bekleri ciddi şekilde olumsuz etkiler, erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna yol açar. Alkol, kullanmayın! Konjenital anomalilere yol açar ve bebeğinizin zekâ gelişimini etkiler. Yasal olmayan uyuşturucular, kullanmayın! Hem size hem de bebeğinize ciddi şekilde olumsuz etkileri vardır. Bilmediğiniz ilaçlar, kullanmayın! Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç almayın. Hamam, sauna veya sıcak su dolu küvette, oturmayın! Bulaşıcı döküntülü hastalık geçiren çocuk ve kişilerle yakın temasta, bulunmayın! Kedinizin kum havuzunu, temizlemeyin! Çiğ ve az pişmiş et ürünleri, yemeyin! Gebesiniz ve her sinyale karşı duyarlı olmanız gerekmektedir. Bazen yolunda gitmeyen şeyler olabilir. Gebelik belirtilerinin olmaması, özellikle ilk üç ayda var olan göğüslerde şişlik ve/veya hassasiyet gibi şikâyetleriniz aniden kaybolmuşsa; artık kendinizi eskisi gibi yorgun veya uykusuz hissetmiyorsanız veya birden bulantılarınız kaybolmuşsa doktorunuza haber verin. Gebelik haftanıza göre vajinal kanamanın anlamı değişecektir. Düşük tehdidi veya doğumun başladığını işaret edebilecek ilk sinyallerden bir tanesi de lekelenme denen, tuvalet kâğıdında görebileceğiniz pembe mukustur. Cinsel ilişkiden sonra ufak kan lekeleri görebilirsiniz. Eğer kırmızı renkli kanamanız başlamışsa doktorunuzu derhal aramalısınız. Bu mutlaka düşük yapacağınızı göstermez ancak yine de tıbbi tedavi gerektirebilir. Kanama rahim ağzmızdaki bir enfeksiyondan bile kaynaklanıyor olabilir. Gebelikte her şey yolunda gitmeyebilir ve vajinal kanama bir düşüğün işareti de olabilir. Ne yazık ki bütün gebeliklerin yaklaşık yüzde 1020'si düşükle sonuçlanmaktadır, infertilite tedavisi sonrası gebeliklerde bu oran biraz daha yüksektir. Çünkü bu gebeler daha ileri yaştadır, infertilite sebebi aynı zamanda düşük sebebi de olabilir. Anne yaşının artmasına bağlı oluşan bebeklerde genetik anomali riski artmakta ve doğal seleksiyon nedeniyle genetik problemli bebeklerin çoğu düşmektedir. Gebelik düşükle sonuçlanırsa, çoğunlukla rahim içinin küretajla temizlenmesi gerekir. Gebeliği ortaya koymak için kürtaj materyali patolojik incelemeye gönderilebilir. Bu sırada rahim içi gebelik bulguları elde edilirse, dış gebelik tanısı da ekarte edilmiş olur. Tedavi sonrası gebe kalmak ve bunun düşükle sonuçlanması çok acıdır. Hayatın size çok acımasız davrandığını düşünebilirsiniz. Bebeğinizi kaybetmeniz, size tedavi deneyip gebe kalamadığınız vakitlerden daha fazla üzüntü verecektir. Unutmayın, doğa mükemmel değildir ve tıpta her şeyin tedavisi yoktur. Düşük yaptığınızda, bunun sizin yaptığınız yanlış bir hareketten kaynaklandığını düşünüp kendinizi suçlarsınız. Bununla birlikte, özellikle erken düşüklerde yüzde 70'inde neden genetiktir. Yani, büyük bir ihtimalle doğsa sağlıksız ve problemli olacak bir bebeği kaybediyorsunuzdur. Düşüğün sebebini her zaman saptamak mümkün olmayabilir. Bir düşükten sonra genellikle doktorunuz bunun sebebini araştırmaya yönelik tahliller istemez, çünkü bir sonraki gebelik yüzde 85 sağlıklı ve devam eden gebelik olacaktır. Daha önce düşük yapmışsanız, yeniden tedaviye başlamanız güçtür ve yeni gebeliğinizde çok daha kaygılı olmanız normaldir. Kanama rahim kaynaklıysa bu durum biraz daha kaygı verici olabilir ancak ilk üç ayda kanama gözlenen birçok hastada gebelik çoğu kez etkilenmez. Plasenta previa adı verilen plasentanın rahim ağzının önünde yer alması, ağrısız aktif vajinal kanamalara sebep olabilir. Ablasyo plasenta ise plasentanın rahim duvarından doğumdan önce ayrılmasıdır, ağrıyla beraber kanama olur. Her iki durumda hem bebek hem de anne için tehlikeli olabilir, bu yüzden hemen doktorunuza durumu bildirmeli ve gerekirse hastaneye yatmalısınız. Gebelik haftanıza ve durumunuza göre doktorunuz en sağlıklı yaklaşımı belirleyecektir. Erken gebelik döneminde tek taraflı kasık ağrısı dış gebelik ihtimalini akla getirir. Eğer ultrasonografik muayenede, rahim içinde gebelik kesesi gözlenmiyorsa doktorunuz ağrının sebebini bulmak için daha ileri bir tetkik olan laparoskopiye gerek duyabilir. Dış gebelik söz konusuysa laparoskopi sırasında çıkarılması da mümkün olacaktır. Otuz yedinci gebelik haftasından önce gerçekleşen doğumlar erken doğum olarak adlandırılır. Gebeliklerin yaklaşık olarak yüzde 6'smda görülür. Çoğul gebelik, daha önce erken doğum yapmış olanlar ve enfeksiyon geçirenlerde erken doğum yapma ihtimali daha yüksektir. Eğer doğum tarihinizden önce rahimde belirli aralıklarla düzenli olarak gelen kasılmalar hissederseniz hemen doktorunuzu arayın. Erken doğum bebeğiniz için akciğerlerin yetersiz gelişmiş olması, beyin ve sindirim sisteminde ciddi problemler, görme bozuklukları gibi önemli sorunları beraberinde getirebilir. Erken müdahale size ve bebeğinize çok şey kazandıracaktır. Doğum başlayana kadar bebeğin içinde bulunduğu su kesesi (amniyotik kese) yırtılmaz, doğum sırasında ya kendiliğinden yırtılır ya da doktorunuz tarafından açılır. Bu size herhangi bir acı vermez, sadece vajenden bir sıvı akmasına neden olur. Eğer çamaşırınızı ıslatan kontrolünüz dışında bir sıvı gelmesi hissederseniz hemen doktorunuzu arayın. Bazı durumlarda, özellikle ayakta dururken, yavaş ve az miktarda su vajenden gelebilir. Bu sızdırma genelde baskıdan dolayı idrar kaçırma ya da normal vajinal akıntıdan kaynaklanabilir. Gebelikte yüksek tansiyon, idrarda protein atılımı ve ödemle karakterize ciddi bir gebelik komplikasyonudur. Bu durumun tam sebebi bilinmemektedir. Genellikle ilk gebeliklerde, sağlıksız beslenme veya aşırı kilo alımlarında ortaya çıkar. Çoğul gebelik, şeker ve böbrek hastalığı, ileri veya çok genç anne yaşı, bağdoku hastalıkları preeklampsi için risk faktörleridir. Genelde gebeliğin ilerleyen zamanlarında ortaya çıkar ve doğumla birlikte iyileşir. Tansiyon takibiniz ve idrar tahlilleriyle tanı konur ve ciddi sorunlar ortaya çıkmadan önlem alınabilir. Gözünüzde uçuşan noktacıklar, ciddi ve ka lıcı baş ağrıları, görmede bulanıklık, karın sağ üst bölgede ağrı ve ani aşırı kilo alımları bu sorunun belirtileri olabilir. Bunlardan herhangi biri oluştuğu zaman doktorunuza bildirin. Preeklampsi tedavi edilmezse hem size hem de bebeğinize zarar verebilir. Size bu bölümün başından beri doktorunuzla yakın temasta olun diyorum. Şimdi de neler olursa doktorunuzu mutlaka aramanız gerektiğiyle ilgili bir liste vereyim: • Vajinal kanama veya su gelmesi, • Ciddi baş ağrıları, • Olağan dışı ağrılar, • Görmede bulanıklık ya da göz önünde uçuşan noktacıklar, • 38 dereceyi geçen ateş, • İdrarda yanma, idrar miktarında azalma, • Geçmeyen bulantı, kusma, • Olağan dışı kaşıntı veya kabartılar, • Baş dönmesi ya da bayılma, • Yüz ve parmaklarda olağan dışı şişmeler, • Bebek hareketlerinde azalma, • Döküntülü hastalıklar, hepatit ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birine maruz kaldığınızda bizi arayınız. Sizin gebeliğiniz bir hayalin gerçek olması, uzun ve yorucu bir sürecin ardından gelen bir armağandır, yani çok kıymetlidir. Diğer gebeliklere göre komplikasyon riskiniz fazla olmamasına rağmen sizi daha sık kontrollere çağırırız. Doğum şeklinizi planlarken de aynı hassasiyet içersinde normal doğum yerine sezeryanı tercih etmek çok sık yaptığımız bir şeydir. Sezeryan için zamanlama tek gebeliklerde otuz sekizinci, çoğul gebeliklerde otuz altıncı haftadan sonraki bir tarih olarak belirlenir. Planlanan doğum tarihinden birkaç hafta önce hastaneye götürmek için ufak bir çanta hazırlamanız faydalı olacaktır. Sizin için iç çamaşırı, gecelik, diş ve saç fırçanız yeterli olur, bebeğiniz içinse hastanede kaldığınız sürede hastaneler gerekenleri (bebek bezi, ıslak mendil, gerekirse biberon ve mama gibi) sağlayacaktır. Ama hastaneden ayrılışta bebek battaniyesi, rahat ve yumuşak bebek kıyafetleri ve araba için güvenli bebek koltuğu getirmelisiniz. Sezeryan dediğimiz bebeğin doğumunun annenin karm ve rahminin ameliyat şartlarında açılarak gerçekleştirilmesidir. Anestezi ya geneldir ya rejyonel. Genel anestezide damar yolundan ve gazlar aracılığıyla verilen ilaçlarla tamamen uyumanız sağlanırken, rejyonel anestezide (spinal, epidural) omurganızın belli aralığından iğneyle girilip ilacı verilmesi yoluyla sadece bölgesel olarak ağrı hissinizin ortadan kaldırılması sağlanır. Rejyonel anestezi deneyimli ekiplerce yapıldığında ameliyat sırasında bebeğinizin doğum anını görmeniz ve sonrasındaki iyileşme sürecinizin daha hızlı olması açısından konforlu bir metottur. Her iki yöntemle ilgili geniş bilgilendirme size doktorunuz tarafından mutlaka yapılacaktır. Bebeğiniz doğarken çocuk doktoru ve hemşirelerden oluşan bir ekip onu bekler. Hemşireler bebeğinizin gözlerini temizler ve enfeksiyonlara karşı antibiyotik uygular. Yeni doğan bebekleri ilk birkaç saat kuru ve sıcak tutmak önemlidir, bu nedenle bebeğiniz bu koşullara uygun bir yere yerleştirilir. Siz anestezi etkisinden kurtulunca tanışmanız ve emzirmeniz için size teslim edilir. Bebeğinizi ilk kucağınıza aldığınız an çok özeldir. Eşinizin ve sizin mümkün olduğu kadar çok bebeğinizi kucaklamanızı isteriz. Bu bebeğinizle aranızdaki bağın güçlenmesini sağlar. Yeni doğan bebeğinize detaylı fiziksel muayene çocuk doktorunuz tarafından yapılır. Bu muayenede gözler, kulaklar, burun ve boyun kontrol edilir. Hemşireler tarafından doğumdan bir gün sonra bebeğiniz su ve özel bebek sabunla yıkanır. Bu esnada verniks adı verilen bebeğin cildini kaplayan kremimsi madde de temizlenmiş olur. Düzenli aralıklarla bebeğinizi beslemeniz gerekecektir. Emzirmeyle ilgili bu konuda deneyimli hemşireler size hastanede olduğunuz sürece yardımcı olup eğitim vereceklerdir. Hastaneden ayrılmadan önce bebeğinizden metabolik hastalık olan fenilketonüri ve hipotiroidi taraması için kan alınacaktır. Doktorunuz gerek görürse bilirubin düzeyinin tespiti için de kan alınır. Bundan sonrası için başka kaynak kitaplara başvurup daha detaylı bilgiler okumanız faydalı olacaktır. Ve artık bebeğinizle ilgili konularda kadın doğumcunuzu değil, çocuk doktorunuzu aramalısınız. Bu nedenle biz gene size dönelim ve sezeryan sonrası odanıza geldikten sonra olacakları anlatalım. Hastanede kaldığınız zaman zarfında kendinizi yorgun hissedebilir ve uyumak isteyebilirsiniz. Bebeğiniz yanınıza siz dinlendikten sonra getirilecektir. Anestezinin etkisi geçer geçmez ayağa kalkmanıza ve tuvalete gitmenize izin verilecektir. Kendinizi yorgun hissediyorsanız hemşirelerden size yardım etmelerini isteyin. Bazı anestezi türleri ilk idrara çıkışı zorlaştırabilir. Bu durumlarda ilk idrar çıkışı için bir katater (sonda) kullanılabilir. Sezeryanle doğumlarda damar yolunuz gerekli ilaçların uygulanabilmesi için bir gün daha kalır. Adet ağrılarına benzer ağrıların olması normaldir, özellikle emziriyorsanız bu ağrılar rahatsız edici olabilir. İlk süt (kolostrum) 34 gün içinde normal süte dönüşerek devam eder. Her ikisi de bebeğiniz açısından sağlıklıdır ve bebeğin ihtiyacı olan besinleri sağlar, alerji ve enfeksiyonlara karşı onu korur. Meme ve meme uçlarınızı temiz tutmanız, size uygun destekleyici sutyenleri kullanmanız önemlidir. Normal doğum seçeneğiniz elbette ki olacaktır. Tek gebeliklerde her şey yolunda giderse ve kendinizi gebeliğiniz boyunca normal doğuma hazırlarsanız doktorunuzla riskler hakkında görüşüp kararınızı normal doğum yönünde de verebilirsiniz. Normal doğumda belirlenmiş net bir tarih olmaz, ancak gebeliğiniz kırk haftasını doldurmasına rağmen eylem başlamamışsa suni sancı (doğum indüksiyonu) denen yön temle eyleminizin başlaması sağlanabilir. Eylemin başlaması, düzenli gelen kasılmalar, kanama, suyun gelmesi gibi belirtilerle başlar. Bunlardan biri olunca doktorunuzu hemen aramalısınız. Yapılan muayeneden sonra çok sıkı bir takip süreci başlar, bebeğiniz ve kasılmalarınız moniterize edilir ve aralıklı muayeneleriniz devam eder. İlk doğumlarda aktif eylem süresi 812 saat sürebilir. Kasılmaları ağrı olarak hissetmemeniz için epidural katater omurganızın belli aralığından deneyimli bir anesteziyolog tarafından yerleştirilerek ilaçla ağrısız doğum yapmanız sağlanabilir. Doğum sırasında bebeğinizin vajenden çıkışını kolaylaştırmak ve sizde istenmeyen kontrolsüz yırtıkların gelişmemesi için epizyotomi denen bir keşi yapılır ve sonra bu keşi onarılır. Bebeğinizin çıkışından sonra sonuncu olarak plasenta doğurtulur. Doğumdan hemen sonra yatağınızda bebeğinizle temasınız ve emzirmeniz sağlanır. İstediğiniz her şeyi yiyebilirsiniz ve sezeryan sonrasındaki gibi gaz çıkartmak bir problem teşkil etmez. Epizyotomi yerinizde ağrı olacaktır, ağrı kesici kullanabilirsiniz ve keşi yerinin temiz ve kuru tutulması yeterli olacaktır. Ayrıca, bir temizleyici madde kullanmanıza gerek yoktur. Dikişleriniz kendiliğinden erir. Kanama, enfeksiyon ya da açılma olması durumunda epizyotomi hattı doktorunuz tarafından tekrar değerlendirilir ve gerekli tedavi yapılır. Lohusalık süreci sezeryanla farklılık göstermez. Bebeğinizle her an birlikte olabilmeniz için şartlar uygundur. Doğumdan sonra emzirme dışında siz dinlenirken hemşireler odanıza gelip bebeğinizin bakımıyla ilgilenseler de aslında odanızdan hiç çıkmayan sizin ve eşinizin, anne ve diğer akraba ve arkadaşlarınız buna pek fırsat vermeyebilir. Eğer önceden ayarlamalar yaptıysanız evde geçirdiğiniz birkaç gün çok keyifli olabilir. Bu ayarlamalar, ev işlerine ve yemek yapmaya yardım edecek birileri, sizin dinlenmeye ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda bebeğinize bakacak birileri olabilir mesela, ya da ziyaretçi sayısında yapılacak sınırlama sizi da ha az yorabilir. Eve dönerken insanları eğlendirmeye dönmüyorsunuz. Eve, dinlenmeye ve ailenizle birlikle yıllardır istediğiniz bebeğinizin keyfini çıkarmaya gidiyorsunuz. Bunun için kimse size kırılmayacaktır, yeter ki bunu insanlara önceden anlatabilmiş olun. Eski enerjinize ve gücünüze kavuşmanız biraz zaman alabilir. Gece ve gündüz bebeğinizi besliyor ve altını değiştiriyor olacağınız için her sabah ve akşamüstü bir saat uyumayı ve dinlenmeyi deneyin. Gebelikte önerilen bazı besinleri almaya devam etmeniz gerekir. Emziriyorsanız ekstra vitamin ve demir almak önemlidir. Bol miktarda süt ve sıvı tüketmeye gayret edin. Çok fazla tuz, baharat ve gaz yapıcı gıdalar almamaya dikkat edin. Günlük düzenli duş alın, banyodan sonra sezeryan yerinizi temiz bir havluyla kurulayın. Her banyodan önce meme ve meme uçlarınızı temizleyin. Meme uçlarınızı sabunlamamaya gayret edin, sabun meme uçlarını kurutabilir. Gebeliğin ve doğumun heyecanından sonra kendinizi yorgun ve biraz moralsiz hissetmeniz normaldir. Birdenbire hayatınıza giren bebeğiniz hayatınızı tamamen değiştirmiştir. İşte, evin yeni patronu bir karış boyuyla sizi köle gibi kullanmaya başladı bile. Kendinizi gebeliğiniz boyunca doğum anına kadar hazırlama hatasını yapmayın ve asıl bebeğinizle evde tek başınıza kaldığınızda neler olacağını düşleyip ani bir hayal kırıklığı yaşamayın. Bebeğiniz çok sevimli ve sıcak olabilir ama aynı zamanda ağlar ve altını kirletir, sürekli olarak onunla ilgilenmenizi ister, emmek sonra da gazını çıkartmanızı bekler. Özellikle ikiz bebekleriniz olduysa onların bakımı vaktinizin tamamına yakınını alacak ve sizin bu duruma uyum sağlamanız kolay olamayacaktır. Eğer yaşınız ileriyse uzun yıllar çocuksuz hayata alışık olduğunuz için her ne kadar onları çok istemiş olsanız da bunaldığınız zamanlar çok olacaktır. İnfertilite tedavisi sonrası gebe kalan kadınlar, sonunda rüyaları olan çocuğa kavuştukları için, anneliğin kendileri için çok kolay olacağını düşünürler. Ancak gerçek böyle olmayabilir. Birçok kadın için gece saat ikide kalkıp bebeği beslemek altını temizlemek başlangıçta zor gelmektedir. Zamanla buna alışacak ve bebeğe ait işleri kolayca yapabileceksiniz. Bu dönemde olan duygusal dalgalanmalar da kısa sürede geçecektir. Ayrıca size bir uyarı, anne babalığınız infertilite tedavisiyle gebe kalmanızdan etkilenecektir. Çünkü sizin çocuğunuz çok özeldir ve onun için her şeyi yapmak istemeniz normaldir. Bu çocuğunuz açısından harikadır, o her zaman ne kadar çok istendiğinin farkındadır ve sizin onu ne kadar çok sevdiğinizi biliyordur. Ancak onu çok şımartmamaya ve fazla koruyucu olmamaya çalışmalısınız. Sezeryan sonrası ağrılar olabilir, ama unutmayın, yavaş yavaş eski halinize geri döneceksiniz. Bebeklerin ekonomik yükleri olabilir ve genellikle bu konu kaygı yaratabilir. Bebeğinizin size ve eşinize yüklediği gereklilikler sizi kaygılandırabilir ve bu ilişkinizi etkileyebilir. Eşinize bebeğinizin bakımında ve hayatında aktif bir rol verin. Bizler size kaslarınızı güçlendirmek ve kilo vermenize yardımcı olması için çeşitli egzersizler öneririz. Karnınızı sıkacak korseler giymenizi ve özellikle karın kaslarınıza ait egzersizlere yoğunlaşmanızı istemeyiz. Ne şekilde doğum yapmış olursanız olun, orta miktarda kırmızı vajinal kanamalar ilk eve döndüğünüzde devam edebilir. Bu zaman içinde azalmalı, rengi sarı ve beyaza dönmelidir. Kanama miktarına bağlı olarak 46 hafta sürebilir. Lohusalık denen dönemdesiniz ve vücudunuz dokuz ay boyunca gebeliği devam ettirebilmek için yaptığı işleri artık geri döndürmeye ve normal hayata adapte etmeye çalışıyor. Normal hayatınıza ek olarak bu kez de sizi bir süt makinesi olarak gören bebeğiniz için vücudunuzu süt ürettirmeye programlıyor. Bu hormonal anafor sakinlerken adetinizin yeniden başlaması 410 hafta arası zaman alabilir. Eğer emziriyorsanız bu süre biraz daha uzayabilir. Bebeğinizi emzirseniz de emzirmeseniz de yumurtalıklar doğumdan hemen sonra çalışmaya başlar ve adet görüyor olmasanız bile gebe kalabilirsiniz. Altıncı hafta kontrolünüzden önce cinsel ilişkide bulunmamalısınız. Siz gebe kalmak için onca tedavi görmüş olabilirsiniz, ama bazen bu tedavilerin ardından ikinci ve kendiliğinden gebelik istenmeyen ve olmaması gereken zamanda bir mucize olarak karşınıza çıkabilir. Özellikle sebebi açıklanamayan infertil çiftlerde bu mucize kötü bir sürpriz olabilir. Doktorunuzla korunma yöntemleri hakkında konuşmanız gerekir, özellikle de emziriyorsanız. Sezeryan sonrası ilk kontrolünüz doğumdan ortalama altı hafta sonrasına yapılır. Doğum sonrası depresyon görülebilir. Eğer bu durum sizi çok rahatsız etmeye başlarsa doktorunuzla duygularınız, yeni sorunluluklannız ve bunlarla nasıl başa çıkabileceğinizi konuşabilir ve gerekirse profesyonel yardım isteyebilirsiniz. Şimdi ay ay gebeliğinizi özetleyelim size: BİRİNCİ AY Bebeğiniz; ilk sekiz hafta bebeğiniz 'embriyo' olarak adlandırılır. Embriyonun başı gövdeye göre iridir. Kol ve bacakların gelişeceği ince kol ve bacak tomurcukları belirir. Kalp ve akciğerler gelişmeye başlar. Yirmi beşinci gün civarında kalp çarpmaya başlar. Beyin ve omuriliği oluşturacak nöral tüp gelişmeye başlar. Birinci ayın sonunda, embriyo yaklaşık 0.5 santimetre boyundadır. Hızlı organ gelişimi dönemidir. Gebeliklerin yüzde 15'i düşükle sonlanabilir. Siz; ilk belirti, adet gecikmesidir. Gelişen bebeğiniz için vü cudunuz hormon üretmektedir. Göğüsleriniz hafif büyümüş ve hassastır. Eğer sabahları halsizlik ve bulantı hissediyorsanız, kraker türü yiyeceklerle rahatlayabilirsiniz. Önceleri hoşlandığınız yiyeceklerden nefret edebilirsiniz. Büyüyen rahim mesaneye baskı yaptığından dolayı sık idrara çıkabilirsiniz. İKİNCİ AY Bebeğiniz; bütün vücut organları ve sistemleri oluşmuştur, ancak tamamıyla gelişmemiştir. Sizin vücudunuzdaki besinlerle bebeğinizdeki artık maddelerin değişimini sağlayan plasenta görünür hale gelir. Kulaklar, el ve ayak bilekleri oluşur. Göz kapakları oluşur ancak kapalıdır. Parmaklar ve ayaklar gelişir. İkinci ayın sonunda daha şekillenmiş olarak görünür, 1,5 santimetre boyundadır. Yaklaşık altı hafta civarında Doppler ultrasonografiyle bebeğinizin kalp atışlarını duyabilirsiniz Siz; göğüsleriniz halen hassastır, meme başları ve çevresi daha koyu bir renk alır. Sabahları olan mide bulantıları devam edebilir. Yorgunluk hissi ve uykuya meyil hali olabilir. Vücudunuzda dolaşan kan volümü artar. ÜÇÜNCÜ AY Bebeğiniz; el ve ayak parmaklarında yumuşak tırnaklar belirir. Ağız daha sonra dişlerin gelişeceği yirmi adet tomurcuk içerir. Sekizinci haftadan sonra embriyo fetus olarak adlandırılır. Doptone denen özel bir aletle 1012 hafta civarında bebeğinizin kalp atışlarını duyabilirsiniz. Gebeliğin geri kalan süresinde, bütün organlar olgun hale gelecek ve fetus kilo alacaktır. Bu ayın sonunda, bebek 6.5 santimetre boyundadır. Bebeğin yüz hatları, parmakları, ayak parmakları, kulakları ve gözleri belli olmaya başlar. Siz; halen yorgunluk ve sabahları mide bulantısı hissedebilirsiniz. Baş ağrılarınız olabilir. Işığa hassasiyet ve baş dönmesi hissedebilirsiniz. Giyecekleriniz bel ve göğüslerinizden sıkmaya başlar. Sizi sıkmayan bol giysiler giymelisiniz. DÖRDÜNCÜ AY Bebeğiniz; fetus hareket eder, tekme atar, yutkunur ve sizin sesinizi duyabilir. Cilt pembe ve transparandır. Göbek kordonu, anneden bebeğe yeterli gıda götürmek için kalınlaşmaya ve gelişmeye devam eder. Plasenta tamamen oluşmuştur. Ortalama büyüklüğü 14 cm., ağırlığı 200 gramdır. Bebeğin organ gelişimi tamamlanmıştır. Siz; sabah bulantıları azalır, iştah artar, kendinizi daha enerjik hissetmeye başlarsınız. Dördüncü ayın sonuna doğru (1620 hafta) bebeğinizin hareketlerini ilk kez hissedebilirsiniz. Artık hamile kıyafetleri almalısınız. BEŞİNCİ AY Bebeğiniz; fetus daha aktif hale gelmiştir, bir yandan diğer yana dönebilir. Tırnaklar gelişmiştir, bebeğin saçları, kaşları, kirpikleri oluşmaya başlar. Fetus düzenli aralıklarla uyur ve uyanır. Fetus hızlı bir gelişim dönemindedir. Beşinci ayın sonunda, ortalama büyüklüğü 22 cm., ağırlığı 460 gramdır. Siz; bebeğinizin hareketlerini takip etmeli ve hissetmediğiniz anda doktorunuza haber vermelisiniz. Rahminiz büyüyüp bel hizanıza gelmiştir. Kalbiniz daha hızlı atmaktadır. Günde 8 saat uykuya ihtiyacınız vardır ve kendinizi yorgun hissettiğinizde dinlenmelisiniz. Eğer yeterli kalsiyum almıyorsanız özellikle geceleri bacaklarınızda kramplar hissedebilirsiniz ALTINCI AY Bebeğiniz; cilt kırmızı, buruşuk ve ince ve yumuşak kıllarla kaplıdır. Fetusun akciğerleri bu dönemde anne karnı dışında yaşam için henüz gelişmiş değildir. Bu ayda doğum olursa fetusun yoğun bakımla yaşama şansı olabilir. Gözkapakları birbirinden ayrılır ve gözler açılır. Bu dönemde parmak izi belirir. Fetus çok hızlı büyümektedir. Altıncı ayın sonunda, 27,535 santimetre boyunda ve 900 gram civarındadır. Siz; büyüyen karın cildinizde kaşıntı olabilir. Sırt ağrıları olabilir. Alçak topuklu ayakkabılar giymelisiniz. Egzersiz sırt ağrısının önlenmesinde yardımcıdır. Gerilen rahminize bağlı karnınızın alt kısımlarında ağrı olabilir. Bebeğinizin tekmelerini daha kuvvetli hissedersiniz. YEDİNCİ AY Bebeğiniz; fetus gözlerini açıp kapayabilir, parmağını emer ve ağlar. Tekme atar ve gerilir Fetus ışık ve sese cevap verebilir. Bu ayda fetus doğarsa yaşamak için iyi bir şansa sahiptir. Fetus 40 santimetre boyunda ve yaklaşık 1,5 kilogram ağır İlgındadır. Siz; eğer ayakta kaldığınızda ayaklarınızda şişme oluyorsa, yatar pozisyondayken ayaklarınızın altına yükseklik koyarak yukarıda tutmalısınız. Ayaklarınızdaki şişme yirmi dört saatten fazla sürerse, el ve yüzünüzde şişme olursa, hemen doktorunuza başvurmalısınız. Karın ve memelerde beliren çatlaklar daha yaygın hale gelir. Braxton Hicks adı verilen yalancı doğum kasılmaları hissedebilirsiniz. Saatte beş adetten fazla kasılma hissederseniz doktorunuza haber vermelisiniz. Karnınız iyice büyüdüğünden dengenizi kaybedip, düşebilirsiniz. Dikkatli olmalısınız. SEKİZİNCİ AY Bebeğiniz; hızlı beyin gelişimi devam eder. Fetus bütünüyle hareket etmek için çok büyümüştür, ancak çok kuvvetli tekmeler atar. Karnınızdan dirsek ve poposunu fark edebilirsiniz. Bebeğin kafa kemikleri yumuşak ve esnektir, böylece doğum kanalına daha iyi uyum sağlar. Akciğerler halen olgunlaşmamış olabilir. 37. haftadan önce doğum olursa fetus prematürdür, ancak yaşama şansı çok yüksektir. Fetus 45 santimetre boyunda ve 2500 gram ağırlığmdadır. Siz; bu ayda güçlü kontraksiyonlar hissedebilirsiniz. Göğüslerinizden süt öncüsü kolostrum gelebilir. Rahat yatamadığınızdan uykusuzluk problemi çekebilirsiniz. Başınızın altına birkaç yastık koymayı denemelisiniz. Bebek akciğerlerinize baskı yaptığından dolayı nefes almanızda problem olabilir. Bebek midenizi sıkıştırabilir. Günde 56 kez küçük öğünler halinde beslenmelisiniz. Rahminizin tepesi kaburgalarınızın altına kadar gelmiştir. DOKUZUNCU AY Bebeğiniz; 3840. haftalarda bebek tamamıyla gelişmiştir. Bebeğinizin akciğerleri tamamen gelişmiştir ve fonksiyonlarını görmeye hazırdır. Bu ayda bebeğiniz haftada yaklaşık 200 gram kilo alır. Bebek genellikle başıyla gelir ve annenin karnının alt kısmına yerleşmiştir. Bu ayın sonunda bebek yaklaşık 3,5 kilogram ağırlığında ve 50 santimetre boyundadır. Siz; karnınız ileri derecede büyümüştür. Bebeğiniz daha aşağı yerleştiğinden nefes almanız kolaylaşmıştır, ancak bebek başı mesaneye baskı yapmaya başlar. Ayaklarmızdaki ve bileklerinizdeki şişlikler artmıştır. Doğuma hazırlık için rahim ağzınızda açıklık ve yumuşama başlar. Fetusun ağırlığı ve baskısıyla kendinizi çok rahatsız hissedebilirsiniz. Daha fazla dinlenmelisiniz. Evet, size gebeliğiniz ve bebeğinizle ilgili aklınıza takılabilecek konularla ilgili bu bölümde epeyce bilgi verdiğimi düşünüyorum. Elbette bütün sorularınıza cevap bulma şansını kitaplardan elde edemeyeceksiniz ya da tek seferde değil, zaman zaman geri dönüp okuyacağınız satırlar olacak. Unutmayın ki kitaplar ya da internetten çok doktorunuz sizinle ilgili bilgilere sahip olduğundan, soru ya da sorunlarınızı size özel çözümlerle yoluna sokacaktır. Şimdi başka bir bölüme geçelim, hayallerin gerçek olmadığı durumlarda bununla nasıl başa çıkabileceğinizi konuşalım. |



MUTLU SON