| Donasyon |
|
|
|
Bu bölümü sona bıraktım; çocuk sahibi olmak için varını yoğunu ortaya koyan çiftler için bu aşamaya gelmek de son nokta olarak algılanmaktadır. Donasyon denen bağış, başka birinin üreme hücrelerinin ya da embriyosunun tarafınızdan kabulü anlamı taşımaktadır. Kadın herhangi bir sebeple yumurta üretemiyorsa, yumurta bağışından benzer şekilde erkekte sperm üretimi yoksa, sperm bağışından yararlanılarak çiftler çocuk sahibi olabilmektedir. Embriyo bağışında hem sperm hem de yumurta üretimi olmayan bir çifte embriyonun nakli söz konusudur. Üreme hücrelerine gamet denmektedir. Gamet ve embriyo bağışı telaffuz edilirken bile çekinilen bir konu, ahlâki ve yasal yönlerinin mevcut olmasıdır. Bazı çiftler kültürel, dini ve kişisel açılardan baktıklarında, gamet ve embriyo bağışını her yönüyle kabul edilemez bulmaktadırlar. Bu görüşlere saygı duyulmalıdır. Bazı ülkeler gamet ve embriyo bağışını serbest bırakırken bazı ülkelerdeyse belirli smırlandırılmalarla bu uygulamalara izin verilmiştir. Bu işlemin çok titizlikle yapılması, kayıtların iyi tutulması ve yasal düzenlemelerinin eksiksiz yapılmış olması şarttır. Burada sizi tek tek donasyonun basamaklarıyla ilgili bilgilendirmek niyetindeyim. Medyanın da alet edildiği, kimi zaman bilimsellikten uzak iddialara karşı bilgi sahibi olmanız sizi yanlışlıklardan uzak tutacaktır. SPERM DONASYONU Sperm bağışı yardımcı üreme tedavilerinde yüz yıldan fazla bir süredir dünyada kullanılmaktadır. Bazı ülkelerde sperm donasyonuna izin verilmemektedir. Birçok ülkedeyse, alıcılara HIV geçiş riskini en aza indirmek için verici spermi dondurularak kullanılmaktadır. Hem verici hem de alıcı çifte yeterince danışmanlık ve tarama yapılması önemlidir ve programa alınmadan önce sperm bağışının psikolojik, ahlâki ve yasal sonuçları hakkında haberdar edilmelidir. BAĞIŞLANMIŞ SPERM KİMLERE ÖNERİLİR? • Çocuk sahibi olmak isteyen, kadının doğurgan olduğu fakat eşinde ya çok az sperm mevcut olan ya da hiç bulunmayan çiftler. Mesela; vazektomi sonrası, kanser sebebiyle kemoterapi veya radyoterapiyle testislerin hasar görmesi, normal boşalmanın gerçekleşememesi ve ya başka bir geri dönüşümsüz erkek infertilitesi nedenine bağlı olabilir. • Çocuk sahibi olmak isteyen fakat eşinde hemofili, Duchenne kas distrofisi gibi kalıtımsal hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde. • RH uyuşmazlığıyla ilgili aşırı duyarlılık kazanmış kadınlarda. • Evlilik dışında çocuk sahibi olmak isteyen kadınların te davisinde kullanılabilir. • Eşi veya partneri HIV gibi tedavisi mümkün olmayan cinsel yolla bulaşıcı bir hastalığa sahipse. SPERM VERİCİLERİNİN SEÇİMİ Sperm vericileri gönüllüdürler. Bu sperm donörlerinin spermlerini bağışlamalarından ötürü hiçbir parasal kazanç sağlamadıklarını göstermektedir. Sadece giderlerinin makul bir kısmı karşılanmaktadır. Donörlere bazı ülkelerde para ödenmektedir. Sperm donörleri genellikle öğrencilerden veya ailesi olup da başkalarına da yardımcı olmak isteyen erkeklerden oluşmaktadır. Kişiler tanıdıkları birinden veya bebeğin her iki ebeveyne benzemesi amacıyla kocalarının akrabası olan birinden bağış almak isteyebilirler. Her iki taraf da razı oluyorsa bu yol kabul edilebilir. Ancak tanıdık bir verici kullanmanın etik, psikolojik ve ahlâki yönleri bulunmaktadır. Sperm bağışı için sağlıklı, normal zekâ düzeyine sahip, fertil, genetik veya kalıtımsal hastalık taşımayan kişiler seçilir. Verici yaşı 18 ile 55 yaşlar arasında değişebilir. Bu kişilerin kendi sağlıklı çocuklarının bulunması tercih sebebidir. Merkez, bağış yapan kişinin doktoruna ulaşarak donörün bağış yapmasına mani olabilecek herhangi bir durumunun olup olmadığını araştırılabilir. Spermlerin dondurulması sırasında bazı spermler edebileceğinden, donörlerin verdiği örnekte yüksek sayıda normal, hareketli sperm bulunuyor olması önemlidir. Sperm donörleri detaylı fizik ve genital muayeneden geçirilmeli, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından dikkatlice araştırılmalıdır. Bu bulgulardan herhangi birine rastlanması durumunda adaylar donör olarak kabul edilmezler. SPERM VERİCİLERİNİN TARANMASI Bütün verici adayları enfeksiyöz ve genetik hastalıklar açısından taranmalıdır. Enfeksiyöz ajanlar arasında HIV, hepatit B ve C, sitomegalovirüs, sifiliz, klamidya ve gonore yer almaktadır. Genetik hastalıklar açısmdansa kistik fibroz taşıyıcılığı ve karyotip dikkate alınır. Donörlerin kan grubu ve Rh durumu da tespit edilir. Bazı etnik gruplara has taramalar da yapılır. Bütün vericilerin spermleri dondurulup, en az 6 ay karantina altında tutulmalıdır. Bu sayede sperm kullanılmadan önce özellikle HIV aşısından tekrar test edilme şansı doğar. Ancak yine de hiçbir tarama testinin tam garanti sağlayamadığı mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Her zaman ufak bir ihtimalle enfeksiyon ve genetik hastalık riski mevcuttur. Eğer bütün tarama testleri normalse sperm bağışı yapacak kişiden yaklaşık yirmi dört kez meni toplanır (haftada 12 kez). Her örnek yeterliyse analiz edilip dondurulur. DONÖRÜN ALICIYLA EŞLEŞTİRİLMESİ İnfertilite klinikleri, donör ve alıcının etnik köken ve fiziksel karakteristikler açısından mümkün olduğunca benzer olmasına çalışmaktadırlar. Ancak yine de eşleşmenin tam olamayabileceği konusunda alıcı çiftlerin bilgisi olmalıdır. Özellikle kan grubu ve Rh faktörüne dikkat edilmektedir. SPERM DONASYONU İŞLEMİNİN KOMPLİKASYONLARI Tedavinin en temel komplikasyonu elbette ki işlemin sonunda gebelik elde edilememesidir. Ancak hastalar tarafından en çok kaygı uyandıran komplikasyon yanlış semen örneğinin verilmesidir. YUMURTA DONASYONU Yumurta bağışı sperm bağışına göre daha teferruatlı bir yöntemdir. Çünkü kadında yumurta gelişimi için birtakım ilaçlar kullanılması ve onların dış ortama alınması gerekmektedir. Bunlara ek olarak kadının yumurtalıklarının uyarılması sırasında gelişen sorunlar yaşanabilir ki bununla ilgili ayrıntıları "Tıbbi Süreç ve Beklenmedik Durumlar" adlı bölümden okuyabilirsiniz. Bu nedenlerden ötürü yumurta bağışı yapan kişi sayısında son zamanlarda azalma yaşanmaktadır. Birçok infertilite kliniğinde uzayan bekleme süreleri oluşmuştur. Programa kabul edilmeden önce, hem bağış yapan kişiye hem de alıcıya yeterli danışmanlık ve tarama yapılıp, yumurta bağışının psikolojik, ahlaki ve yasal boyutlarının tam olarak anlaşılması sağlanır. YUMURTA DONASYONU KİMLERE ÖNERİLMELİDİR? • Rahmi olan ancak erken menopoz (40 yaşın altındaki kadınların yüzde 12'sini etkilemektedir) sonucunda yumurtalan yumurta üretmeyen kadınlar, yumurtalıkları enfeksiyon, endometriozis veya kanser sebebiyle alınmış kadınlar, kanser tedavisi amacıyla uygulanan kemoterapi ve radyoterapiye bağlı yumurtalıkları zarar gören kadınlar, fonksiyon gören yumurtalıkları olmaksızın doğan (Turner Sendromu) kadınlarla hipofiz hormonlarıyla uyarılmaya dirençli (dirençli yumurtalık sendromu) veya az cevap veren yumurtalıklara sahip kadınlara yumurta bağışı önerilebilir. • Genetik bir bozukluğu çocuklarına geçirme ihtimali bulunan örneğin cinsiyete bağlı geçiş gösteren hemofili, Duchenne kas distrofisi ve Huntington koresi gibi hastalıklara sahip kadınlara donasyon önerilebilir. Diğer taraftan kromozomal bozukluk nedeniyle tekrarlayan gebelik kayıpları olan çiftler bu yöntem için aday olabilirler. Her ne kadar bu tip sorunlar gebelikte taramalar sırasında erken fark edilse bile, gebeliğin sonlandırılması fikri birçok hasta için dayanılmaz gelmektedir. Bunu aşmanın başka bir yolu da preimplantasyon genetik tanı (PGD) ile tüp bebek tedavisinde embriyo biyopsisi yapılarak, normal olanların transfer etmektir. Ancak bu işlemin maliyeti yüksek olduğundan her hastaya yapılamamaktadır. • Tekrarlayan başarısız tüp bebek denemeleri olan kadınlar. Bu durum fertilite ilaçlarına kötü cevap alınmasından, yetersiz yumurta toplanabilmesinden ve kötü yumurta kalitesinden kaynaklanıyorsa yumurta bağışı anlamlı olabilir. • Fonksiyonları azalmış yumurtalıklara sahip ileri yaştaki kadınlar. YUMURTA BAĞIŞI YAPACAK KİŞİLERİN SEÇİLMESİ Bağış yapacak bütün kadınların tüp bebek merkezince kabul edilmiş seçim kriterlerine uygun olması gerekmektedir. Bu kadınlar isterlerse kimlikleri gizli tutularak yumurta bankasına ya da isterlerse bir akraba ya da arkadaşına yumurta bağışında bulunabilirler. Hepsi bunlarla sınırlı olmasa da kriterlerin bazılarını sıralayayım: • Kişiler genellikle gönüllüdür, donör yumurtasını verdiği için teşvik amacıyla hiçbir parasal kazanç sağlamamalıdır. • Yumurta bağışı yapacak kişiler alıcı çiftler tanıdığı da olabilir, yabancı da olabilir. • Yumurta bağışı yapacak kadınlar 1835 yaşlar arasında sağlıklı kadınlardan oluşmalıdır. • Donörlerin kendi sağlıklı çocukları olması tercih sebebidir. • Akli dengesi yerinde olmalıdır. • Ailelerinde genetik veya kalıtımsal hastalık hikâyesi bulunmamalıdır. DONÖRLERİN TARANMASI Alıcılara herhangi bir enfeksiyon geçişini engellemek, doğacak çocuğa kalıtımsal bir hastalık geçişine mani olmak amacıyla, tanıdık veya kimliği bilinmeyen bütün olası donörlere düzenleyici makamlar tarafından belirlenmiş olan tarama testleri mutlaka yapılmalıdır. Yumurta donasyonunda da sperm donasyonu yapacak kişilerdeki gibi tüm taramalar ayrıntılı olarak yapılır. YUMURTA BAĞIŞI YAPMASI OLASI KİŞİLERE DANIŞMANLIK Bütün olası yumurta donörlerine bu konuda yeterli danışmanlık sağlanmalı, ancak hiçbir şekilde kabul ettirmek için zorlama yapılmamalıdır. Bağış yapacak kişiler verdikleri karardan memnun olmalı ve yumurtalarını bağışlamakla üzerindeki tüm haklarından vazgeçmiş olduklarının bilincinde olmalıdırlar. Donörlerin tanıdık olması durumunda, alıcı ile vericinin birbirini tanımasının doğuracağı durumlarla alakalı konular ortaya konulmalıdır. Bazı noktalan daha detaylandırayım: • Çocuğu doğuran kişi çocuğun annesi olarak kabul edilir, eşi veya cinsel partneri de çocuğun babasıdır. • Yumurta bağışı neticesinde doğmuş çocuk 18 yaşma geldiğinde bağış yapan kişi hakkında, bağış yapanın kimliği ortaya çıkmayacak şekilde bilgi edinebilir. • Donör sosyal, psikolojik ve yasal belirsizlik ve donasyonun her zaman doğumla sonuçlanamayacağı hakkında bilgilendirilmelidir. • Yumurta bağışı yapacak kişi, kendi genetik özelliğini taşıyan bir evladının olabileceğini ancak varlığı veya karakteristik özelliklerinin kendisinden gizli tutulacağını kabul etmesi gerekir. • Donör, kendisinden alman yumurtalar embriyo haline getirilip transferi yapılıncaya kadarki herhangi bir zamanda dilediği takdirde herhangi bir para cezasıyla veya suçlamayla karşılaşmadan programdan çekilebilme hakkına sahiptir. • Donör, kullanılan fertilite ilaçlarına cevap alınamaması, yan etkilerinin görülmesi durumunda siklusun iptal edilebileceğini bilmeli, yumurta toplama işlemi nin ve gelişebilecek overyen hiperstimulasyon sendromunun potansiyel riskleri olduğunun farkında olmalıdır. ALICILARIN TARANMASI Burada alıcının olası bir gebeliğe hazırlığı söz konusudur. Rutin tüp bebek tedavisinin başlangıcındaki muayene ve gerekli testlerin yapılması gereklidir. Kısaca bunları hatırlatmamda bir zarar yok sanırım. Rahmin durumunu tayin etmek amacıyla ultrason veya histeroskopi gibi tanı yöntemlerine başvurabilir. Hormon testleri, kan sayımı, kan grubu ve Rh faktör tayini istenebilir. Ayrıca rubella, sitomegalovirus enfeksiyonu ve suçiçeği açısından bağışık olup olmadığının tayini önemlidir. Çünkü rubellaya karşı bağışık olmayan kadınlara aşı olması önerilmelidir ve gebelik en azından üç ay ertelenir. İleri yaş kadınlarda, olası gebelik durumunda komplikasyon ihtimali artacağından sistemik muayenenin tam yapılması önemlidir. DONÖRÜN ALICIYLA EŞLEŞTİRİLMESİ İnf ertilite merkezleri donör ile alıcının etnik geçmişini, göz rengi, boy, kilo gibi fiziksel özelliklerini mümkün olduğunca eş tutmaya çalışmaktadır. Yine de, alıcı çifte bu konuda herhangi bir garanti olmadığı mutlaka belirtilmelidir. Bağış yapan kişi sayısı kısıtlı olduğundan, birçok merkezde her donör genellikle iki alıcıyla eşleştirilmektedir. Yeterli yumurta toplandıktan sonra yumurtalar her iki alıcı arasında eşit bir şekilde pay edilir. Yumurta gelişimi ve toplanması sürecini daha önce ayrıntılarıyla anlattığım için sizi o sayfalara tekrar göndermeyi daha doğru buluyorum. Biz yolumuza daha önce anlatmadıklarımızla devam eldim. Yumurtalar toplandıktan sonra alıcı kadının eşinin spermleriyle veya donör spermleriyle yumurtalara aşılama (mikroenjeksiyon) yapılır. Döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini ertesi gün kontrol edilir. Yumurta toplanmasından genellikle 23 gün sonra embriyolar transfere hazır hale gelir. Bu aşamalara gelene kadar, rutin tüp bebek tedavilerindekine benzer sorunlarla karşılaşılabilir. Bunlar döllenmenin hiç oluşmaması, anormal döllenme olması ya da embriyolar normal döllenmiş görülse bile bölünmenin gerçekleşmemesidir. Böyle durumlarda transfer işlemi iptal edilir. Transfer işleminde taze veya dondurulmuş embriyo transferi yapılabilir. Ancak başarı şansı daha yüksek olduğundan taze embriyo transferi tercih edilir. Donör tedavisine başladığı anda alıcının adet zamanının donörün adetiyle aynı ana gelmesi ayarlanır. Rahmin iç duvarının implantasyona hazırlanması amacıyla alıcıya hormon tedavisi uygulanır. Bu tedavide östradiol hapları ya da bantları kullanılır. Ardından enjeksiyon, vajinal tablet veya jel formunda progesteron tedaviye eklenir. Bu ilaçları vermede çok çeşitli protokoller mevcuttur, doktor hastaya uygulanan protokolle ilgili bilgi verir. Burada en zoru alıcı ve vericinin adet sikhışlarım eş zamana denk getirebilmektir. Yumurta toplandıktan 23 gün sonra, embriyolar ince bir kateter yardımıyla alıcının rahmine yerleştirmek için hazır hale gelir. En fazla kaç embriyonun alıcıya transfer edileceği o ülkenin yasalarına göre belirlenmiştir. Burada çoğul gebelikten de kaçınmak gerektiğinden hedefin sadece ve ne pahasına olursa olsun gebelik olmadığını unutmamak gerekir. Dondurulmuş embriyo transferi, doğal siklusta veya hormon replasmanı uygulanan siklusta yapılabilir. Dondurulmuş embriyoların bir kısmının çözdürme işlemi sonrası bozulabileceğinin bilinmesi önemlidir. Doğal siklus sadece düzenli adet gören genç yaştaki kadınlar için uygundur. Siklus sırasında embriyo transferinin zamanlaması çok önemlidir. Embriyo transferinden iki hafta sonrasında gebelik testi yapılıncaya kadar estradiol hapları ve progesterona devam edilir. Gebelik testinin pozitif gelmesi durumunda hastanın 25 gün sonra gebelik testini tekrar etmesi istenerek BHCG düzeyindeki artışlar takip edilir. Genellikle embriyo transferinden yaklaşık beş hafta sonra ultrasonografi yapılır. Ultrason yardımıyla gebelik kesesinin normal yerine yerleşip yerleşmediği, canlı olup olmadığı ve kaç kese olduğu anlaşılır. Yapılan son çalışmalarda, folik asit takviyesinin rutin kullanımının spina bifida gibi nöral tüp defektlerinin gelişme riskini oldukça azalttığı gösterilmiştir. Bu sebeple, yumurta alıcılarının tedaviye başladıkları anda folik aside de başlamaları önerilir. EMBRİYOLARIN DONDURULMASI Yumurta bağışı yapacak kişiden HIV bulaşma riskinden korkan çiftlere bütün döllenen yumurtalarının dondurulması önerilir. 6 ay geçtikten sonra, yumurta bağışı yapan kişi HIV açısından tekrar test edilir ve hâlâ negatif olduğu saptanırsa, dondurulmuş embriyolar çözdürülerek alıcının rahmine yerleştirilir. Ya da eğer bir sebeple alıcının siklusu bağış yapan kişininkiyle eş zamana getirilemezse, donör yumurtaları alıcının eşinin spermleriyle döllenir ve oluşan uygun embriyolar dondurularak daha sonra transfer yapılır. YUMURTA DONASYONUNUN SONUÇLARI Gebelik ve canlı doğum oranları açısından bakıldığında yumurta donasyonunun, kadının kendi yumurtaları kullanı larak yapılan tüp bebek tedavisiyle kıyaslandığında çok daha fazla başarılı sonuçları olduğu görülmektedir. Canlı doğum oranlan yüzde 2540'larda beklenmelidir. Elbette başarı oranlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Gebelik oluşsa bile dış gebelik ve düşük gibi problemlerin gelişebileceğinin belirtilmesi önemlidir. Çoğul gebelik ihtimali yüzde 2530'lardadır. EMBRİYO DONASYONU Embriyo donasyonunda başka bir kadının yumurtası ve başka bir erkeğin spermleri kullanılır. Gelişen embriyo genetik olarak çiftlerden hiçbirinin özelliğini taşımaz ama embriyo alıcı kadının rahmine yerleştirilir. Yardımcı üreme tedavisinin başarılı ve iyi bilinen formudur. Daha önce asla çocuk sahibi olamayacağını düşünen bir grup çifte umut sağlamaktadır. Embriyo donasyonunun da yumurta donasyonu kadar başarılı sonuçları vardır. Ancak çok az ülke embriyo dorvasyonunu yasal kabul etmektedir. Bu programa dâhil edilecek çiftlere mutlaka yeterli danışmanlık sağlanmalı, tarama testleri yapılmalı ve embriyo donasyonunun psikolojik, ahlâki ve yasal boyutları hakkında bilgilendirilme yapılması gerekir. Embriyo donasyonu öneren bütün infertilite klinikleri kimliklerin saklanması konusunda katı kuralları izlemeli ve mutlaka embriyo donasyonu neticesinde doğacak çocukların iyiliğini dikkate almalıdırlar. KİMLERE EMBRİYO DONASYONU ÖNERİLİR? Kadının rahmi bulunuyor ancak yumurtalıkları erken menopoz nedeniyle yumurta üretemiyorsa, herhangi bir sebeple yumurtalıkları çıkarılmak zorunda kalmmışsa, doğuştan fonksiyon görmeyen yumurtalıklara sahipse veya dirençli yumurtalık sendromu diye adlandırılan hipofiz hormonlarıyla uyarılmaya dirençli yumurtalıklar varsa önerilir. Erkekteyse menide hiç sperm yoksa, ki bu da vazektomi, kanser sebebiyle uygulanan radyoterapi veya kemoterapiye bağlı testislerin hasar görmesi veya doğuştan fonksiyon görmeyen testislere sahip olmasına bağlı olabilir. Çocuğuna genetik hastalık geçirme ihtimali yüksek olan çiftler de embriyo donasyonu önerilebilir. Bu grup içinde, hemofili, Duchenne kas atrofisi ve Huntington koresi gibi cinsiyete bağlı hastalığı olan kadınlar yer alır. Ardı ardına başarısız tüp bebek tedavisi denemeleri olan çiftlere de bu tedavi önerilebilir. EMBRİYO DONÖRLERİ KİMLERDİR? Embriyo donasyonu için embriyo elde etmek için iki kaynak bulunmaktadır. Temel kaynak, tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olmuş ve artık çocuk istemeyen dondurulmuş embriyoları bulunan çiftlerdir. Bu çiftler çocuk sahibi olamayan diğer insanların neler hissedebileceğini iyi bildikleri için yedek embriyolarını bağışlayabilirler. Embriyo elde etmenin diğer bir yolu da, ayrı ayrı bağışlanmış yumurta ve spermi bir araya getirip döllemektir. Embriyo donörleri için kadın 18'in üzerinde 36 yaşın altında olmalı, erkekse 1855 yaşları arasında olmalıdır. Yaşlı kadınlardan elde edilen bağışlanmış embriyolarla gelişen gebeliklerde Down sendromu gibi kromozomal anomalisi bulunan çocuk doğma ihtimali artmaktadır. Donörlerin herhangi bir ruh sağlığı veya genetik hastalığı bulunmamalıdır. Donörlerin taranmasında daha önce bahsettiğim kriterlere dikkat edilmektedir. DONÖRLERE VE ALICILARA DANIŞMANLIK Bütün olası donörler tedavinin bütün detayları hakkında bilgi sahibi edilmeli, embriyo bağışı yapmanın psikolojik ve etik yönleri tartışılmalıdır. Bağış yapacak kişiler verdikleri karardan memnun olmalı ve embriyolarını bağışlamakla üzerindeki bütün haklarından vazgeçmiş olduklarının bilincinde olmalıdırlar. Bazı klinikler, embriyo almak isteyen çiftleri ancak evli olma veya kararlı bir ilişki içinde olma durumunda tedaviye kabul etmektedir. Alıcı kadın ve partneri doğacak çocuğun yasal olarak ebeveyni kabul edileceklerini ve çocuk yetiştirmenin getireceği her türlü masraftan kendilerinin sorumlu olacaklarının bilincinde olmalıdır. Ayrıca doğacak çocuğun genetik olarak kendilerine benzemeyeceğinin de bilincinde olmalıdırlar. Tedavinin maliyeti ve ileride doğacak çocuğun gerçek orijini hakkında çocuğa bilgi verip vermeme kararı da dikkate alınması gereken noktalardır. Doğal menopoza girmiş bayanlarda bağışlanan embriyoların kullanılarak gebelik elde edilmesi tartışılan bir konudur. Bu kadınlara doğacak çocuğun iyiliği açısından mutlaka danışmanlık verilmeli ve ileri yaş gebeliklerinde doğabilecek riskler detaylı olarak anlatılmalıdır. Alıcının taranması, donörle eşleştirilmesi ve transfere hazırlanması yumurta donasyonundaki prensipler sahiptir. Embriyo donasyon tedavisinin maliyeti her çift için önem taşır. Eğer embriyolar bir çift tarafından bağışlanmışsa alıcı çift için maliyet donörlerin taranması, siklus takibi ve embriyo transferi harcamalarını içerecektir. Tabii ki bu, embriyoların sperm ve yumurta donörlerinden ayrı ayrı alınarak elde edilmesinden çok daha ucuz olacaktır. Ancak bu yöntemde, donör sperm ve yumurtaları kullanılırken alıcı çiftin fiziksel özelliklerine en uygun olanları seçileceğinden diğer yöntem le arasındaki fiyat farkı kabul edilebilir kılınmaktadır. Ayrıca, ayrı sperm ve yumurtadan elde edilen embriyoların infertil çiftlerin bağışladığı embriyolara kıyasla gebelik ve canlı doğum oranlan daha yüksektir. Embriyo donasyonu neticesinde elde edilen gebelik ve canlı doğum oranları yumurta donasyonuyla kıyaslandığında daha iyidir. Canlı doğum oranının tedavi başına yüzde 2025'lerde olması beklenir. Başarı oranlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır.
|



Dr. Hande Akbaş