| D - Kız Bebek İsimleri |
|
|
|
Dalga 1.Deniz, göl, ırmak gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgarın, depremin, yeğin akıntının etkisiyle oluşan çalkantı. 2. Hareketli su kütlesi. 3. Saçların dalga dalga oluşu. 4. Bir sıcaklık ve soğuğun, bir modanın ansızın bastırıp yerleştiği dönem. Dalım 1.Tutunacak güç, dayanacak yer anlamında. 2. Ağacın dalı. Dalince Dal gibi zarif ve ince. Dalfidan Dal gibi ince ve fidan gibi uzun olan. Dalya Yıldız çiçeği, can çiçeği. Damla 1.Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda su. 2. Damlalıkla kullanılan ilaç. 3. Kalbe inen inme, felç. 4. Çok az. Damlam 1.Damla kadar küçük. 2. Güzel, bereketli olan. Daye Far. 1. Süt nine, süt anne, dadı. 2. Çocuk yetiştiren. Dayehatun Çok emek vermiş, dadı. Define Ar. Gömülü duran değerli şeyler. Defne Yun. Yapraklan güzel kokulu, kış ve yaz yeşil kalan bir ağaç. Değerli Değeri yüksek olan, kıymetli. Dehan Far. Ağız. Delfin Far. Bir tür yunus balığı. Delistan içinde çok çeşitli çiçek bulunan bahçe. Demet Yun. 1.Bağlanarak oluşturulmuş deste. 2. Bitki ya da çiçek destesi. Demgüzar Far. Ömür süren, zaman geçiren. Denli 1.Kadar anlamında üstünlük derecesi belirtir. 2. Sözlerinde ve davranışlarında her zaman uygunluk arayan, ölçülü, ince düşünceli. Derem Far. Para, akçe. Deren 1.Hasat zamanı. 2. Derleyip, toparlayan. Derim Çadır. Deryanur Bilgisiyle ışık saçan. Deste Far. 1. Bağlam, demet. 2. Çok. Destecan Herkese içtenlikle bağlanan. Destegür Çok gür. Destegüz Sonbahar hayranı. Destenaz Hayranlık uyandıracak kadar zarif bir nazı olan. Destenur Işık demeti. Devin 1.Hareket et. 2. Durum ve yer değiştir. Devinsu Suyun ritmik hareketleri, akarsu. Devrin Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi. Dıraz Genç kız. (Kangal ve köyleri) Diba Far. 1.Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş. 2. Yumuşak cilt, sevgilinin yüzü. Dibace Ar. 1. Başlangıç, önsöz. 2. Bir kitabın süslenmiş olan ilk sayfaları. Dicle 1.Ulu ırmak. 2. Doğu Anadolu'dan doğup, Basra Körfezi'ne akan ırmak. Diclehan Dicle nehrinin yöresinde yaşayanları buyruğu altına alan. Diclehatun Ulu kadın. Didar Far. 1.Güzel yüz. 2. Görme, görünüş. 3. Cennet'te Tanrı'nm manevi görünüşü. Dide Far. Göz, gözbebeği. Didem Far. Gözüm gibi baktığım, sevdiğim, gözüm, sevgilim. Dikmen Koni biçimli tepe. Dila Far. Gönlümü çalan. Dilan Kadınlı erkekli oynanan halay. Dilârâ Far. 1.Gönül alan, gönül kapan, gönül dinlendiren. 2. Bugün elde örneği olmayan eski Türk mürekkep makamlarından biri. 3. Her söze karışan. (Ankara) Dilaram Kalbe huzur veren. Dilasa Far. Gönül avutan. Dilasude Far. Gönlü rahat, huzurlu. Dilaşup Far. Gönül çalan. Dilay Far. Gönüllere ışık saçan, aydınlatan. Dilbahar Konuşmasının güzelliğiyle insanın gönlünü ferahlatan. Dilbant Far. Gönül çalan. Dilbaz Far. 1. Gönül eğlendiren, neşeli, civelek. 2. Güzel söz söyleyen, konuşkan. 3. Konuşmasıyla kandıran. Dilbeder Mükemmel, noksansız. Dilbent Tercüman. Dilber Far. 1.Gönlü yakan, güzel. 2. Alımlı, güzel kadın. Dübeşte Far. Gönlünü bağlamış, âşık olmuş. Dilbu Far. Gönül kokusu. Dilcan 1.İçi dışı bir olan. 2. Geveze. Dilce Gönlü dilinde olan. Dilcu Far. Gönlü çeken. Dildade Far. Gönlünü kaptırmış, gönül vermiş. Dildar Far. Gönül almış, sevilen, sevgili. Dildaş Aynı konuları paylaşanlar. Dileda Konuşmaya nazlanan. Dilefruz Far. Gönül aydınlatan, ferahlatan. Dileğe Hatiplik yeteneği olan kişi. Dilek İstenen, arzulanan, beklenen, talep, rica. Dilela Gözü gönlü bir olan. Dilem Far. Gönüllere deva olan şey. Dilem İkilem, iki seçenekli durum, iki tane. Dilemma Yun. İkilem. Diler İsteyen, dilekte bulunan. Dilfer Diliyle herkesin gönlünü ferahlatan. Dilferah Far. Gönlü geniş, sevinçli. Dilfeza Feza gibi sonsuz, geniş yürekli. Dilfigâr Far. Aşk acısıyla gönlü yaralı olan. Dilfiruz Gönlü rahatlatan. Dilge Güzel konuşan kişi. Dilgiz Güzel. (Kız için) Dilgüdaz Gönle eziyet veren. Dilgüzar Herkesin derdine derman bulan. Dilhan Far. içten ve yürekten konuşan. Dilhayat Yüreğinin sesini dinleyen. Dilhıraş Far. Yürek parçalayıcı. Dilhun Yüreği kan ağlayan, gönlü yaralı. Dilhuş Far. İçi rahat, gönlü hoş. Diligüzar Durmaksızın becerikliliğini öven. Dilinaz Konuşmaya nazlanan. Dilinigar Resmeden. Dilinisa Çok konuşan kadınlar. Dilinur Konuşmasıyla gönüllere ferahlık veren. Dilisu Temiz konuşan. Dilişan Hatipliğiyle şan şöhret sahibi olmuş. D ilişen Şek şakrak konuşmalar yapan. Dilküşa Far. İç açıcı, gönül açıcı, yüreği ferahlandıran. Dilmen Birden fazla dil bilen kimse. Dilnaz Nazlı ve işveli bir eda ile konuşan. Dilnigâr Far. Gönülde resim edilen sevgili. Dilnişin Far. Gönülde yerleşen, oturan. Dilnur Konuşmasıyla gönülleri ferahlatan. Dilnüvaz Far. Gönül okşayıcı. Dilriş Far. Gönlü yaralı. Dilruba/Dilrüba Far. Gönül kapan, gönül alan. Dilsafa Far. Gönlü şen şakrak olan. Dilser Hatiplik yeteneğin sergileyen. Dilseren Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren. Dilsever Konuşmayı seven. Dilsitan Far. Kendine bağlayan, hayran eden. Dilsoy Hatiplik yeteneği gelişmiş bir soydan gelen. Dilsu Gönlü su gibi berrak olan. Dilsuz Far. Gönül yakan. Dilşah Far. 1.Gönüllerin şahı, sultan. 2. Otoriter. Dilşan Hatiplik yeteneğiyle şan şöhret sahibi olmuş. Dilşat Far. Gönlü rahat, sevinçli. Düşen Far. Sevinçle dolu gönül taşıyan. Dilşikaf Far. Çok acıklı, yürek parçalayıcı. Dilşikâr Far. Gönül avcısı, gönül avlayan. Dilten Vücut diliyle konuşan. Dilyar Konuşkan sevgili. Dilşikeste Far. Gönlü kırık. Dimağ Ar. Akıl, beyin. Dinçay 1.Ayın en parlak, en net görülebilen hali. 2. Aydınlık, ilerici kişi. Diniz Dingin, sakin. Diranşan Ar. Parlak, parıldayan. Dirik 1.Diri, canlı. 2. Acar. Diril Canlan, neşelen ve harekete Dirim 1.Yaşam, hayat. 2. Yaşama gücü. Dirisu Temiz, faydalı, duru su gibi olan. Dirlik 1.Yaşayış, hayat, varlık, sağlık, geçim. 2. Huzur. Dirvana Güvercin büyüklüğünde gri renkli göçmen bir kuş.(Zigana) Dize Koşuğun herbir satırına verilen ad. Doğa Âşık kemiğinin üst ve düz olan yanı. Doğanay Yeni doğan ayın ilk günlerdeki hilal şekli. Doğannur Işık saçan. Doğay Aym yeni doğuş hali. Domurcuk Yeni kabarmaya ve şişmeye başlamış çiçek goncası. Döndü 1.Gittiği yerden geri gelen. (İsparta, Tokat, Erzincan) 2. Henüz evlenmemiş kız. Döne İadei ziyaret. Dönem Belirli bir tarihsel niteliği olan zaman birimi. Dönüş Dönmek işi veya biçimi. Dudu 1.Başa bağlanan yemeni. 2. Çocuk dilinde su. 3. Hanım. (Edirne, Şumnu, Bulgaristan) 4. Abla. (Giresun) 5. Küçük kardeş. 6. Kdınm dişilik organı. (Taşköprü) 7. Rehin. (Çal) Duducan Hanımefendiliğinde samimi olan. Dudugül Güzelliği ve saygınlığı taşıyabilen. Duduhan Sözü geçen kadın. Duhan Ar. 1.Duman. 2. Tütün. Duhter Far. Kız, kız çocuk, kerime. Durcan Ömrün uzun olsun, canlı kal. Durgunsu "Yeter" ismi gibi son çocuk olması arzusuyla verilen isimlerden biridir. Dursune 1.Varlığını sürdüren, kalan. 2. Hareketsiz ve kımıltısız kalan. 3. Bekleyen, dikilen. 4. Sona eren, işlemeyen, çalışmayan. 5. Yaşayan. Duru 1.Hediye, bahşiş. (Zonguldak) 2. Suyu çok, koyu olmayan. (Burdur, Denizli) Durubılla Güzel kız. (Acıpayam) Durugül Gül gibi temiz, güzel. Duruğun Berrak gün. Durugür Sağı, solu belli olmayan. Duruğuz Sessiz geçen sonbahar. Durukadın Sessiz ve temiz kadın. Durunaz Naz yapmak istemeyen. Durunur Sakinliğiyle gönüllere ışık saçan. Durusel Temiz akan su, akarsu. Durusev Sessiz, temiz ve sevilen kadın. Duruseven Kendisi gibi olanı seven. Durusu Arı, temiz, berrak sular gibi olan. Duruşan Şöhretine rağmen sessiz, sakin bir hayat süren. Durutan Tan vaktinin sessizliğini yaşayan. Duruten Çok temiz, pürüzsüz bir cilde sahip olan. Duruyar Sessiz, sakin sevgili. Duşize Far. El değmemiş kız, bakire. Duyal Hassas, hisli, çabuk duygulanan. Duygu 1.His. 2. Duyularla algılama. 3. Belirli nesne, olay ya da kişilerin, bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim. 4. Ahlak, estetik, töre, güzellik gibi şeyleri değerlendirme, onlara bağlanma yeteneği. 5. İyi ya da kötü eğilim. 6. Kolayca etkilenme eğilimi. Duygucan Yüreği çok duygulu olan. Duygucuk Sevimli, kendi halinde olan, sevecen. Duygudaş Duyguları başkasıyla aynı olan. Duygun Duygulu, hassas, hisli kişi. Duygugül Duygulu ve gül gibi güzel. Duygugün Doğduğunda duygulu anlar yaşatan ve de gül gibi bir güzelliğe sahip olan. Duygugür Duygularını coşkuyla ifade eden. Duygugüz Duygularında sonbahar hüznünü yaşayan. Duygun Duygulu, duyarlı, hassas. Duygunaz Duygularım ifade etmekte nazlanan. Duygunisa Duygulu, hassas kadın. Duygunur Duygularıyla herkesi aydınlatan. Duygusal 1.Çevresine duygu saçan. 2. Çok duygusal olan kimse. Duygusan Duygusallığıyla tanınan. Duygusay Herkese karşı saygılı olan. Duygusel Coşkun duygulara sahip olan. Duyguser Duygularını rahatlıkla herkese ifade edebilen. Duygusev Duygulu olanı sev. Duyguseven Kendi gibi duygulu olanı seven. Duygusoy Çok duygulu bir soydan gelen. Duygusu Temiz duygulara sahip olan. Duygusun Duygularını yansıtan. Duyguşan Duygularının saflığıyla tanınan. Duyguşen Şen şakrak hisleri olan. Duygutan Tan vakti gibi hüzünlü duygulara sahip olan. Duyguyar Duygulu sevgili. Duysal Duyguları iyi yorumlayabi-len. Duysun İşitilsin, bilinsin, şöhretli olsun. Duyu Hissetme, algılama. Duyuş işitme, hissetme, bilinme. Dürdane Ar. 1.İnci tanesi. 2. Çok değerli, sevgili, kıymetli. Dürefşan Ar. İnci gibi sözleri olan. Düriye Ar. İnci gibi ışıldayan, parlak. Dürnev Ar. 1.İnci. 2. İnci tanesi. Dürre Ar. İnci tanesi. Dürriye İnci gibi parlayan, parlak, parıltılı. Düş 1. Hayal, rüya, güzel rüya. 2.Gerçekleşmesi istenen şey, umut. Düşsel Hayal gibi olan. Düşüm Hayalimdeki, düşlediğim. Düşünsel Düşünce ile ilgili. |


